cemil-ertem

Kılavuza gel; Cemil Ertem’in tavsiyeleri…

23 Kasım 2016 / E.Ahmet Tonak

Ertem’in yazılarında hep rastladığımız üzere bugünkü yazısında da katılmamız gereken çıplak doğrular, naif beklentiler, abartılı istatistikler ve de yanlış referanslar var.

trump_clinton

Trump ve sonrası…

12 Kasım 2016 / E.Ahmet Tonak

Ne zaman biteceğini bilmediğimiz 21. Yüzyılın İlk Depresyonu ile yaşamaya devam ediyoruz. Depresyonlar sadece derin ve uzun oluşları ile kapitalizmin diğer krizlerinden ayrılmaz, aynı zamanda siyasi krizler, alt-üst oluşlar üretirler. Trump’ın seçilmesi bu tür bir siyasi krizin tezahürüdür

cemil_ertem_manset

Cemil Ertem ermiş mi, ne olmuş?

14 Nisan 2016 / E.Ahmet Tonak

Ertem’den “iktisat teorisinde ve politikalarında” muazzam katkılar beklememizin zamanı gelmiştir. İpuçlarını da vermiş bu katkıların: “neoliberal iktisatçı Milton Friedman”ı tartışarak başlayacakmış! Allah cümlemizi danışmanlardan korusun…

asgari ücret ve vekil

Kimin malını kime veriyorsun? Ya da, asgari ücret masalı…

2 Ocak 2016 / E.Ahmet Tonak

İddiamız, devletin patronlara ödeyeceği (daha doğrusu, patronlar adına SGK’ya ödeyeceği) paranın kaynağının gayri-meşru olduğu. Devlet, harcamalarını esas olarak topladığı vergilerden yapar. Eğer, vergi gelirleri yetmez ise borçlanarak sağlayacağı kaynaklar ile harcamalarını sürdürür. Dolayısıyla, kaynak konusu açıldığında Marksistlerin hangi sınıfın devlete ne kadar kaynak sağladığını ve bu sağlanan kaynaklardan hangi sınıfın ne kadar yararlandığını bilmeleri gerekir.

kapitalizm

Ne biçim anti-kapitalistiz?

26 Aralık 2015 / E.Ahmet Tonak

Lafımız kapitalizm ile derdi olanlara. Solcuların tamamının, muhtemelen sosyal demokratların da bir kısmının kapitalizm ile derdi var. Kimimiz kapitalizmin kendisinden, kimimiz ise kapitalizmin sadece bazı yanlarından memnun değil.

ekonomik-büyüme

Bu ekonomiyi nasıl büyüttünüz? Vallahi, izahı zor!

19 Aralık 2015 / E.Ahmet Tonak

Geçen hafta değerlendirmeye başladığımız ekonomik büyüme konusuna devam ediyoruz. Aşağıdaki düzeltmeden* de anlaşılacağı üzere Ulusal Hesaplar bağlamında Finans ve Sigortacılık sektörü adlı kalem üzerinde durmamız gerekiyor.

buyume

Neremiz büyümüş olabilir?

12 Aralık 2015 / E.Ahmet Tonak

Geçtiğimiz hafta, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) rutin haber bültenlerinden birini yayımlayarak, Türkiye ekonomisinin Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında, yani yılın 3. çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre % 4 büyüdüğünü duyurdu. Ardından da malum tartışma başladı: bu büyümenin anlamı nedir, iyi midir, kötü müdür, sürdürülebilir mi, vs.?

konteynır

Perhiz, artık değer, konteynır…

21 Kasım 2015 / E.Ahmet Tonak

Marx’a göre artık değer üretimi sadece üretim faaliyetlerinde ve o faaliyetler kapitalist faaliyetler ise vuku bulur. Bunun tek istisnası üretimin son safhası olarak vuku bulan ulaştırma faaliyetleridir. Öyle ya, Longhua, Shenzhen’de üretilen iPhone’lar ancak satılacakları ülkeye ulaştırıldıklarında üretimleri tam anlamıyla bitmiş sayılacaktır. Dolayısıyla, bu anlamda, yani üretimin son, olmazsa olmaz safhasına ait ulaştırma üretim faaliyeti olarak görülmelidir. Eğer öyle ise, bu safhanın hızla tamamlanmasını sağlayacak teknolojik gelişme de haliyle artık değer üretimini arttırmaya hizmet edecektir.

sonuna-dogru

Sonuna Doğru

14 Kasım 2015 / E.Ahmet Tonak

“İçinden geçtiğimiz dönemin tarihi önemi sadece ekonomilerin çözülmesi, krizlerini aşamamasından değil, aynı zamanda adeta bu alt üst oluşa bire bir tekabül edercesine siyasi kertede beklenmedik isyanları, hatta devrimleri tetiklemesinden de geliyor. Bölgede olan biten ortada. Türkiye ise hem bölgedeki gelişmelerden hem de kendine özgü yılların biriktirdiği ve artık sonuna doğru geldiğimizi gösteren emarelerin arttığı kızışmış bir siyasi dönemden geçiyor.”

1 kasim secim

Siyasetin dili ile nereye kadar?

7 Kasım 2015 / E.Ahmet Tonak

Bundan sonra her şey daha keskin yaşanacak. Hükümet adeta unutmamamızı istercesine, her şeyden önce sermayenin iktidarı olduğunu daha kurulmadan hatırlatmaya başladı. Sağ olsun. Bu gerçek, gündelik kimlik sorunları ile bezeli, zaman zaman askerileşen mücadeleler bağlamında gürültüye geliyor.

zenginden-vergi

Bağzılarının vergisi artmalıdır…

31 Ekim 2015 / E.Ahmet Tonak

Kanada’da bile (küçük ABD olması anlamında) en üst gelir grubunun, yani bağzılarının vergi oranını %33’e mi, yoksa %65’e mi yüksetelim tartışması yürürken bizdeki bu “vergiler artıyor telaşı” niye?

hadi uluengin

Hadi’nin diyalektiği vesilesiyle Çin

26 Ağustos 2015 / E.Ahmet Tonak

Çin’de başlayıp dünyaya sirayet edecek yeni kriz ile uçaklarda gözlemlenen görgüsüzlükler diyalektik ilişki içinde imiş. Oysa, Çin “idmansız bedenini hesapsız ve ölçüsüz biçimde koştur(masa)”, yani o herkesin dudağını uçuklatan büyüme hızlarını yaşamamış olsa ne görgüsüzlük ne de kriz olurmuş. Bak şu diyalektik ilişkinin derinliğine!

Varoufakis

Varufakis’in eklektisizmi…

24 Temmuz 2015 / E.Ahmet Tonak

İlginç olan, teoriler üstü olduğu iddiasını taşıyan Varufakis’in yaklaşımının da aslında Monthly Review ekolünün sınırlarını aşamamış olmasıdır. Ele aldığımız kitaba adını veren Küresel Minotauros metaforu ilk olarak Varufakis’in J. Halevi ile 2003’te Monthly Review dergisinde yayımlanan aynı adlı makalede geliştirilmişti.

financial-times

Photoshoplanmamış kapitalizm…

5 Temmuz 2015 / E.Ahmet Tonak

Kapitalizm karşıtlığının fotomontaja ihtiyacı yok. Olan biteni olduğu bittiği gibi veren yayın organları yeterince öğretici. İzlemek, izlemek için doğru gözlükleri takmak koşuluyla tabii

syriza 1

Aman -sermayeyi- ürkütmeyelimcilik…

28 Haziran 2015 / E.Ahmet Tonak

Çipras’ın bir yandan “ahlaksız bir teklif” olarak nitelediği, bir yandan da Cuma akşamı yaptığı televizyon konuşmasında “halk kabul ederse, boynumuz kıldan ince, biz uygularız” dediği paket, 5 Temmuz’da halk oylamasına sunuluyor.

syriza

‘Müzakere Siyaseti’ diye bir şey yoktur!

21 Haziran 2015 / E.Ahmet Tonak

Syriza iktidara geleli beri “kurumlarla” (IMF, Avrupa Merkez Bankası, Avrupa Komisyonu) süren müzakerelerin sonuna gelinmiş gibi. Kazın ayağı yakında belli olacak. Kaldı ki, beklenmedik gelişmeler (batma ihtimali artan bankalara halkın hücum etmesi vb.) müzakereleri masada değil, sokakta da bitirebilir.

yabancı sermaye

Sermaye ne istediğini biliyor. Ya biz?

10 Haziran 2015 / E.Ahmet Tonak

Önce sermayenin ne istediği üzerinde duralım. İstenenin kod adı “istikrar”dır. Kastedilenin ne olduğunu kavramak ise bu kelimenin arkasına geçmeyi gerektirir.

AB ABD anlaşması

Büyümenin pornografisi…

31 Mayıs 2015 / E.Ahmet Tonak

ABD ekonomisi dolar bazında hâlâ dünyanın en büyük ekonomisi. 2014 yılı için GSYH’si 17,4 trilyon dolar. Dünya GSYH’nın %22,5’u, yani beşte birinden büyük. ABD ekonomisi tekledi mi, dünya ekonomisi cümleten çuvallıyor. Bu senkronizasyon küreselleşmenin, entegrasyonun, her türlü manipülasyona açık piyasalar egemenliğinin sonucu. Dolayısıyla, ABD’nin iktisat politikalarındaki değişiklikler şu ya da bu şekilde diğer ülkeleri etkiliyor, etkilemeye devam edecek.

tofas 2

Sermayenin kumdan kaleleri…

24 Mayıs 2015 / E.Ahmet Tonak

İşçiler kendi temsilcilerini seçiyor, bizzat patronlarla, yani nam-ı diğer CEO’larla aynı masada, yüz yüze pazarlık yapıyor ve kendi örgütlerini kendilerinin kuracağını ifade ediyorlar. Kısacası, olması gereken oluyor. Bu aşamada bütün talepler elde edilmeyebilir, geri adım atmak zorunda kalınabilir. Ancak, yaşananlar işçi sınıfının deneyimi olarak kayda geçecektir, kimse geri alamaz. Bundan sonrası bu deneyimi esas almak zorundadır. Kimse atlayamaz, metal işçisini yok sayamaz. Kıymetli olan da budur.

ahmet tonak

Emeğe dönük vaatlerin sınırı, sermaye ile ilişkilerin muhtevası…

3 Mayıs 2015 / E.Ahmet Tonak

HDP kendini sol kitle partisi olarak tanımlıyor, CHP ise sosyal demokrat bir parti olduğunu her fırsatta tekrarlıyor. Bu konumlanış, bence bizatihi hem HDP’yi hem de CHP’yi sermayeye yumuşak davranmaya yöneltiyor. Dikkat ederseniz, “emek yanlısı olmamaya yöneltiyor”demiyorum. Çünkü, her iki parti de bildirgelerinde emekçilerin yaşam koşullarını iyileştirecek vaatlerde bulunuyor. Bu vaatlerin sınırı sermaye ile ilişkilerin muhtevası tarafından belirleniyor.