yüzde 99

Biz yüzde 99’uz, haklıyız…

18 Ağustos 2013 / E.Ahmet Tonak

18 Ağustos 2013 4 Ağustos Pazar günü İstanbul’da yapılan biz yüzde 99’uz toplantısına katıldım. Hatta kısa bir de konuşma yaptım. Biz yüzde 99’uz, New York, Wall Street’deki Zuccotti Park’ta başlayan ve kısa sürede 100′e yakın şehire yayılan işgal et hareketinin icat ettiği bir slogan. Orada da haklıydı, burada da haklı. Haklı olmanın ötesinde, tam da her zamankinden daha çok toparlanmaya ihtiyacımız…

Read more →

2013 kriz

Biz umutluyuz, onlar kötümser

28 Temmuz 2013 / E.Ahmet Tonak

Geçtiğimiz Salı akşamı Sungur Savran’la birlikte Etiler Forum’da Dünyada Ekonomik Kriz, Akdeniz’de Devrimci Kriz başlıklı bir tartışmaya katıldım. Konu bir ara ABD ekonomisinin toparlanma emareleri gösterip göstermediğine geldi. Gerçekten, işsizliğin kısmen azaldığı, FED’in kredi pompalamasına artık çok fazla ihtiyaç olmadığı, hatta faiz oranının yükseltilmesinin bile gündeme geldiği şeklindeki haberler artmıştı. Forum’da, çizilen bu iyimser tabloya rağmen ABD’nde…

Read more →

formlar

Rekabet ve orta sınıf, yeniden… E. Ahmet Tonak

21 Temmuz 2013 / E.Ahmet Tonak

  Rekabet öteden beri sık sık değindiğim bir konudur. Marx’ın rekabet’i ele alışı her yanıyla ortodoks iktisatla neredeyse taban tabana zıttır. Bu bile konuyla ilgilenmek için yeterli neden. Ama bir de, kapitalizmin krizlerinde rekabet’in oynadığı merkezi rol var ki konuyu ayrıca önemli kılıyor. Haziran isyanı bağlamında dilimize giren “faiz lobisi” ve son günlerde bankaların kredi kartları kazıkları vesilesiyle rekabet’ten…

Read more →

gezi-parki-direnisinin-5-gununde-taksim-meydani

İsyandan sosyalizme… – Ahmet Tonak

14 Temmuz 2013 / E.Ahmet Tonak

Haziran isyanı boyunca “sosyalizm” kelimesinin pek ortalıkta gözükmediği tespitine katılmamak elde değil. Ama, bu tespitten, isyanın geniş kesimlerin “sosyalizm” algısını değiştirmediğine varmak doğru olmayabilir. Tahminim o ki, isyan en azından direnişçilerin bir kısmını “sosyalizm”e daha açık hale getirdi. Bu da, kapitalist düzenin, burjuva siyasetinin pislik ve baskısı ile doğrudan yüzleşmenin beklenen sonucu. Maalesef, kişisel gözlemlerin dışında bu sezgimi kanıtlayacak temsili ampirik bilgiye sahip değiliz.

beyaz yakalı çapulcu

Düzen içi mi, düzen dışı mı? – Ahmet Tonak

7 Temmuz 2013 / E.Ahmet Tonak

Haziran ayaklanması bağlamında kendini değiştirmemek ile toplumu değiştirmek tercihleri üzerine düşünelim.

Her ikisi de sübjektif tercih. İkincisinin meraklısı çok, mesela ben! Yıllardır uğraşır dururum. Genellikle idealist, uçuk, naif vs. yaftası yakıştırılır. Herkes çevresinde bu tipi bilir (ya da bildiğini sanır). “Sanır” demem, en başta toplumu değiştirme motivasyonunun farklı saiklerden beslenir olmasından. Ayrıca, her değiştirme arzusu taşıyanın toplumsal aidiyeti, yaşı başı, cinsiyeti, hayat deneyimi vs. farklı olduğu için toplumu değiştirmekten ne anladığı ve de değiştirmek için ne yaptığı da haliyle farklı olacaktır. Dolayısıyla, bu tip kolayca bir kutuya sığmaz. Herkes, tabiri caizse, toplumu kendince değiştirir.

Kolonyalizm, Arture 1971

Haziran direnişi tahayyülleri… E. Ahmet Tonak

1 Temmuz 2013 / E.Ahmet Tonak

Neoliberal dönemin kendisinin 1970’lerdeki sermaye birikimi tıkanıklığına cevap olduğu malum. Ve bu cevabın cevap olabilmesi için sermaye birikiminin sermayeye maliyetinin azaltılabilmesi gerekiyordu. Neoliberal hükümetlerin adım adım refah devletini ilgası, özelleştirmelere hız vermesi bu yüzdendir. Bu ihtiyacı karşılamak için bizzat devlet, kamuya ait olanın peşkeş çekilmesini, sosyal harcamaların kısılmasını, emtia ve para akımlarının tamamen serbestleştirilmesini neoliberal virüsün alameti farikası haline getirmiştir .

Marks

Orijinalite sevdası… – Ahmet Tonak

30 Haziran 2013 / E.Ahmet Tonak

Zeynep Gambetti, geçenlerde Gezi Parkı üzerine Bianet’te spekülatif ve sorunlu bir yazı yazdı: “Artı Değer Olarak Gezi” (tinyurl.com/qchoch4). Gambetti, yazıya, “ortaya çıkan enerji yoğunluğunun halihazırda var olan algı kategorileri altına yedirilmesi çok güç olacağı” ve de “Gezi direnişinin neden temellük edilemeyeceğine dair birkaç fikir öne sürmek için..” artık değer terimini tercih ettiğini belirterek başlıyor. Bu girişin hemen akabinde de, Marx’ın geliştirdiği artık değer’in kavramsal muhtevasını hatırlatmayı deniyor. Ve bence yazının en sorunlu kısmı da burada başlıyor. Neredeyse her cümle yarı doğrulardan oluştuğu için Marksist teorinin bu en güzide kavramı da gürültüye gelmiş, eksik aktarılmış oluyor.

Can yoldaşım Nail’in arkasından… – Ahmet Tonak

12 Mayıs 2013 / E.Ahmet Tonak

Yoğun bakımdan gelen telefonlarda hastaya ne olduğu söylenmiyor; sadece, “gelin” diyorlar. Ayrıntı yok. Ayrıntı ile yüzleşme yoğun bakımın kapısına vardığınızda. Nöbetçi doktor çıkıyor, durumu anlatıyor: kısmen doğanın, kısmen insan elinin son şeklini verdiği o kalp –metal kapaklar, yamalı aort, stentli damar– durmuş, tekrar çalıştırılmış. Sonra tekrar durdu, tekrar çalıştırıldı, sonra…

Sermaye alâkası… – Ahmet Tonak

16 Nisan 2013 / E.Ahmet Tonak

Neredeyse doğduğundan bu yana iki büyük derdi var sermaye’nin. İlk derdi şu: İster otomobil satsın, ister kredi satsın, bu organizmanın önlenemez ihtirası daha fazla para kazanmak, sermaye biriktirmek. Bunun yolu da, çalıştırdığı insanlardan olabildiğince fazla karşılığı ödenmemiş emek emmek. Artık-değeri artırmak.

Kapitalist olmak da zorlaştı… – Ahmet Tonak

7 Nisan 2013 / E.Ahmet Tonak

Hele onlar için çalışmak, o daha da zor. Ama, en zoru kapitalizme bel bağlamak, “yırtma” hesaplarını ona göre yapmak. Hüsranı büyük ve kalıcı olabilir. Bu iddialarımızı kanıtlamak için geçen hafta olanlara bakmak yeterli.

Bitmiştir, duyurulur… – Ahmet Tonak

31 Mart 2013 / E.Ahmet Tonak

Geçen haftaki yazıyı “herşeye rağmen Kıbrıs batmaz, piyasası batar” diyerek bitirmiştik. Hafta sonundaki planla Kıbrıs’ta bankacılık diye bir faaliyet alanı kalmamıştır. Avrupa’dan 10 milyar avro alabilmek için 100000 avro üstündeki mevduatlar vergilendirilmiş ve de en önemlisi Kıbrıs dışına sermaye hareketleri yasaklanmıştır. Bundan sonra bir iki küçük banka (muhtemelen yakında devletin el koyacağı) sıradan insanların tasarrufları ile yetinen kumbara haline gelecektir.

Kıbrıs batar mı? –Ahmet Tonak

24 Mart 2013 / E.Ahmet Tonak

AB, Kıbrıs hükümetine “vergilendir, bu paraları” dediğinde, rivayet o ki, düzen yanlısı hükümet yüksek mevduat sahiplerini kollamak amacıyla düşük miktardaki mevduatları da vergilendirmeyi düşünmüş. Gelişmeleri izleyenlerin bildiği üzere, bu ilk plan Kıbrıs Parlementosu’ndan geçemedi. Küçük, büyük özel mülkiyetvergilendirilemedi!

İlk küresel kriz ne doğurdu? –Ahmet Tonak

3 Mart 2013 / E.Ahmet Tonak

Bilindiği gibi küresel krizler, depresyonlar, 1930’lar Büyük Depresyonu öncesinde de yaşanmıştı. Hatta, ilk kez 1873-79 krizine Büyük Depresyon tabirinin yakıştırıldığı, 1930’larda küresel kriz vuku bulunca, adeta eskisi unutularak, aynı tabirin yenisi için kullanılmaya başlandığı da malum. Kapitalizmin ilk küresel buhranı olarak kabul edilen ise 1857-58 Büyük Krizi’dir.

Ortam saçmalığı(na rağmen) – Ahmet Tonak

25 Şubat 2013 / E.Ahmet Tonak

2011 itibariyle Türkiye’de bir çalışanın işte geçirdiği yıllık ortalama süre 1877 saat. Yani, 8 saatlik iş günü varsayımıyla yılda 235 gün çalışıp, 130 gün tatil yapıyoruz! Benim ve yakınımdakilerin bu “aylak” grup içinde olmadığı kesin. Var mı aranızda böyle biri?

Örnek Alınası Tülay* – Ahmet Tonak

11 Şubat 2013 / E.Ahmet Tonak

30 Ağustos 2009’da kaybettiğimiz Prof. Dr. Tülay Arın’ın geçen hafta yayınlanan Kriz, Devlet, İktisat ve Sosyal Güvenlik Politikaları kitabına yazdığım sunuştur.

Aşırı birikim mi? – Ahmet Tonak

3 Şubat 2013 / E.Ahmet Tonak

Sol perspektiften ekonomik krizler üzerine kafa yoranlar çeşit çeşit. Dolayısıyla, ortaya çıkan görüşler de farklılaşıyor. Bu farklılık en azından iki önemli alanda kendini gösteriyor.

Geleceğimiz orta sınıfların elinde(ymiş).. E. Ahmet Tonak

31 Ocak 2013 / E.Ahmet Tonak

TÜSİAD’ın Görüş dergisinde yayınlanan yazılardan birinin (yani, yazarı Fuat Keyman’ın) utangaçlığı (hassasiyetleri gözetme çabası da denilebilir) başlığından başlıyordu: Türkiye’nin Geleceğini Yeni Orta Sınıf Belirleyecek. Konu Burjuvazi iken, bu iddalı çıkışın temeli neymiş bakalım dedim. Ve hemen farkettim ki, orta sınıf, kapitalist sınıf’ın, burjuvazi’nin kod adı imiş. Hassasiyetin son haddini de keşfetmiş oldum!

Ekonomi nereye gidiyor? – Ahmet Tonak

21 Ocak 2013 / E.Ahmet Tonak

Eskiden, 1968’li yıllarda tartışırdık “Türkiye kapitalist mi, değil mi diye?” O tartışma bitti. Artık, herkes katılıyor: Türkiye arkadan gelen, ama öne çıkmaya çalışan kapitalist bir ülkedir. Hatta, Erdoğan’a bakılırsa yakında dünyanın 10. en büyük ekonomisi (kapitalist, tabi ki) olacaktır!

Afrika turnesi vesilesiyle… Ahmet Tonak

13 Ocak 2013 / E.Ahmet Tonak

Mesleki merakım yüzünden GSYH’nın muhtevasını iyi bilirim. Ölçmeye yeltendiği şeyi ölçemeyen bir tahmini istatistiktir kendileri. Üretim miktarını ölçtüğü iddia edilir; oysa, bizler ATM’ye kartımızı sokarak üretimle alakası olmayan işlemler yaptıkça kabaran bir büyüklüktür GSYH.

Gobi Çölü’ne önden buyurun… – Ahmet Tonak

7 Ocak 2013 / E.Ahmet Tonak

Bankacı-Üniversiteci Hüsnü Özyeğin, nam-ı diğer yerli Soros, dünyada büyük yatırımcılar için artık paranın gideceği yer kalmadığını söylemiş. Bono faizlerinin düştüğünü, özel bankaların 5 yıllık bonolarının yüzde 3’e, 10 yıllık bonolarının faizinin yüzde 4’e indiğini belirttikten sonra eklemiş: ”Faizler, 38 yıllık bankacılık hayatımda görmediğim noktalara geldi”