oxi

“OXI” nasıl “evet” oldu: Zafer yenilginin toprağında yeşerecek

11 Temmuz 2015 / Foti Benlisoy

Son anda beklenmedik bir gelişme yaşanmazsa yenilgi kesin ve büyüktür. Yunan solunun tamamını, hatta kıta solunu etkileyecek (her şeyden önce) bir moral mağlubiyetle karşı karşıyayız. Sinizmi, depolitizasyonu tetikleyebilecek bir yenilgi. Ancak kimse yanılmasın. “Atina’da düzen hâkim” demek için daha çok erken. Referandum bizim cehennemimizin kapılarını gerçekten açmıştır. Yunanistan, Syriza liderliğini çok çok aşan bir siyasallaşma, sınıf temelinde bir radikalizasyon yaşıyor. Referandumda Çipras ve ekibini dahi şaşırtan bir güçle kendini belli eden bir siyasallaşma bu. Henüz siyaseten öksüz olan radikal bir sosyal özne Yunanistan üzerinde bir hayalet misali dolanıyor.

yunanistan-hayir-dedi

Referandum sonuçlarına dair: Asıl şimdi başlıyor…

7 Temmuz 2015 / Foti Benlisoy

Yunan emekçileri, IMF ve AB’nin dayattığı yapısal uyum programına çok güçlü bir “hayır” dedi. Bu sadece Yunan işçi sınıfı için değil, bütün Avrupa emekçileri için büyük bir zaferdir.

roma

“Alea Jacta Est”: Syriza ve (biraz da) KKE üzerine

2 Temmuz 2015 / Foti Benlisoy

Bir de ultra sol bir jargonla gerçek bir kavgaya girmekten bir kez daha kaçınan ve referandumu boykot edeceğini açıklayan KKE (Komünist Parti) liderliği var. Sermayenin saldırısını püskürtmekten çok kendi gücünü “hareketin” diğer kesimlerine sergilemeyi hedefleyen sektarizmin sonu, siyasetten, emekçilerin kaderini belirleyecek mücadelelerden kaçmak oluyor.

syriza 01

Kapandan kaçış: Yunanistan’da referandum

27 Haziran 2015 / Foti Benlisoy

Yunan hükümetinin beş aydır “kurumlar” ile yani AB ve IMF temsilcileriyle giriştiği müzakereler en hafif tabirle bir parodiden, aslındaysa tam manasıyla bir kapandan başka şey değildi. SYRIZA merkezli hükümet geri bastıkça, seçim öncesi vaatlerinden ve yapısal uyum ve kesinti paketlerine karşı mücadeleler içerisinde gelişen özlemlerden uzaklaştıkça gerçek bir “taviz kapanına” sıkışmıştı.

kobani-980x500

IŞİD ve Türkiye: Barış ya da Pakistanlaşma

25 Haziran 2015 / Foti Benlisoy

AKP hükümetinin Suriye bağlamındaki hedeflerine ulaşmak ve özellikle Rojava’yı baskı altında tutmak adına IŞİD’e belli bir müsamaha gösterdiği, örgütün Türkiye’yi bir ikmal ve rekreasyon alanı olarak kullanmasına izin verdiği, örgüte militan akışına müsaade ettiği, IŞİD’in elindeki önemli bir kaynak olan petrol “ticaretine” göz yumduğu vs. vs. bilinen ve artık sıkça tartışılan gerçekler.

syriza

Yunanistan: “Hannibal ante portas”

24 Haziran 2015 / Foti Benlisoy

Yunan hükümetiyle o soğuk diplomasi dilinde “kurumlar” denilen IMF ve AB arasında cereyan eden ve bir gerilim filmini andıran müzakerelerin finaline yaklaşıyoruz. Syriza liderliğinin önümüzdeki saat ya da günlerde adı “memorandum” olmayan bir yeni ama nispeten mutedil kesinti programını onaylaması ihtimali giderek güç kazanıyor.

hdpye-saldiri-istanbul-18052015

HDP’nin “topuğu”, yani zayıf noktası ne?

23 Haziran 2015 / Foti Benlisoy

Mitolojiyi bir yana bırakıp bizim “kahramanımıza”, son seçimde altı milyon oy alıp 12 Eylül’ün barajını yerle yeksan eden HDP’ye gelelim. HDP’nin yıkandığı Stiks nehri nerededir bilinmez ama bu en güçlü göründüğü anda onun en ciddi zaafına, yani düşmanlarının zehirli oklarına maruz kalması muhtemel “topuğuna” dair birkaç şey söylemekte yarar var.

hdp secim beyannamesi

Zafer ve iki HDP

9 Haziran 2015 / Foti Benlisoy

Kendini açıkça solda tanımlayan, radikal bir ulusal kurtuluş hareketinin kışkırttığı büyük bir sosyal hareketin birikimine yaslanan, çok farklı toplumsal hareket ve direnişle sokakta dirsek temasında olan bir partinin, yani HDP’nin 6 milyon oy alması, hepimiz için (sonuçlarını daha tam kestiremediğimiz) muazzam bir zaferdir.

10dansonra 1

10dan sonrası kolay mı?

25 Mayıs 2015 / Foti Benlisoy

HDP barajı geçsin geçmesin, 7 Haziran sonrasında karşı karşıya kalacağımız tablo genel hatlarıyla şimdiden belli aslında: Daha kırılgan, daha zayıf bir hükümet, dolayısıyla da hâlihazırda açık işaretlerini gördüğümüz yönetememe krizinin iyiden iyiye derinleşmesi.

10dansonra 1

“10dan Sonra”: Sorumluluğumuz Sandıktan Büyük

3 Mayıs 2015 / Foti Benlisoy

HDP’nin %10 barajını aşmaya dönük hamlesinin, AKP şahsında cisimleşen neoliberalotoriterizmi bu seçimlerde somut bir biçimde geriletmenin mümkün tek yolu olduğu aşikâr. Dahası, HDP’nin ortaya attığı talepler ve taşıyıcısı olduğu siyasallaşmanın kapsamı itibariyle mevcut siyasal güç ilişkilerini destabilize ettiği ve sosyal direniş ve mücadelelere ciddi bir alan açtığı da açık.

caglayan-adliyesi

Çağlayan…

1 Nisan 2015 / Foti Benlisoy

Berkin’in katillerini açığa çıkartacak ve onların hesap vermelerini sağlayacak tek şey, onun ardından yürüyen milyonların kitlesel adalet arayışıdır. Cenaze günü sokakta olan insanların bu arayışına yol olacak kanalları, Gezi sonrasında açığa çıkan talep ve özlemlerin serpileceği, törpülenen adalet hissinin onarılacağı kolektif mecraları inşa edemediğimiz için hepimiz sorumluyuz. Bu sorumluluğun gereklerini yerine getirmekten, hatayı hızla telafi etmekten başka çaremiz yok.

syriza-2

Zaferden Ricata Syriza

27 Şubat 2015 / Foti Benlisoy

Syriza önce borcun (hiç değilse bir kısmının) silinmesi talebinden geri bastı. Aslında böylece borcun “meşru” olduğu , geri ödenmesinin mümkün olduğunu kabul etmiş oldu. Bu kabul “düşmanın” tartışma çerçevesine teslim olmak anlamına geliyordu. Borç ödenecekse faiz dışı fazla da verilmeli, yani bir biçimde kamu harcamaları da kısılmalıydı. Bir geri adımı başka geri adımlar takip etti. Üstelik bu geri adımlar, yeni hükümet toplumun ezici çoğunluğu tarafından destek alırken, halk içerisinde gerekirse AB ile “çatışmayı” göze alan mücadeleci bir ruh hali yaygınlaşmaktayken atıldı.

seyma misir

25 ocak ve şeyma: “bu hâlâ başlangıç!”

25 Ocak 2015 / Foti Benlisoy

Fotoğraftaki kadının adı Şeyma el-Sabağ. Sosyalist Halk İttifakı Partisi üyesi. Partinin Mübarek’i deviren devrimin yıldönümü için bugün Kahire’de gerçekleştirdiği eyleme katılıyor. Göstericilerin ellerinde devrimin meşhur “ekmek, özgürlük sosyal adalet” sloganını yazan dövizler var. Gösteriye dair fotoğraflarda suratlar asık, bir devrimin yıldönümüne yakışacak neşeden eser yok. İsyanın dördüncü yıldönümünde her şeyin adeta başa döndüğü, Mübareksiz Mübarekçiliğin, yani eski rejimin kontrolü büyük ölçüde ele aldığının sıkıntısı insanların çehresine yansımış.

Cumhuriyet gazetesi binasına güvenlik önlemi

islamofobi, düşünce özgürlüğü ve cumhuriyet

16 Ocak 2015 / Foti Benlisoy

Charlie Hebdo katliamının ardından bir İslamofobi ve düşünce özgürlüğü tartışması almış başını gidiyor. Dini inançlara dönük eleştiri ya da alayın, fikir özgürlüğü kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği, yoksa bu tip yayınların tam tersine bir “nefret suçu” mu teşkil ettiği hususunda ciddi bir kafa karışıklığı söz konusu. AKP cenahının saldırının hemen ardından Batı’daki İslamofobi ve göçmen karşıtlığı vurgusuna sarıldığı, kimilerinin daha da ileri giderek İslamofobiyi katliamın bir tür mazeretine dönüştürmeye çalıştığı malum. Cumhuriyetgazetesinin Charlie Hebdo’nun yeni sayısının bir bölümünü yayımlaması üzerine karşı karşıya kaldığı baskı ve tehditler, bu tartışmayı daha da acil bir mesele haline getiriyor.

Gezi AKM

birleşik bir hareket için

9 Ocak 2015 / Foti Benlisoy

Toplumsal karşılığı iyice cılızlaşmış, toplumsal ve sınıfsal mücadele alanlarındaki (eylem değil) bütünlüklü “inşa” faaliyetlerinden giderek uzaklaşmış, bu nedenle de “ortaya”, yani genel “kamuoyuna” konuşur hale gelmiş sosyalist solun siyasal hattı giderek daha fazla “genelin” hassasiyetleri çerçevesinde şekilleniyor. Böyle bir süreç, Türkiye’nin 2000’ler içerisinde yaşadığı siyasal alt üst oluşla birleştiğinde, sosyalist solun politik ve ideolojik tutarlılığını yitirmesi ve giderek düzen içi tavır alışların belirleyici hale gelmesi anlamına geliyor. Muhalefetin ufkunun genel geçer (sınıfsal muhtevası cılız) bir “AKP karşıtlığı” ile sınırlanması neticesinde sosyalist sol anlamlı bir ideolojik-politik referans noktası olma özelliğini büyük ölçüde yitirmiş durumda.

ROSA

sosyalizme ve laikliğe dair “eskilerden” bir uyarı: “kendimize ait bir politika”

8 Ocak 2015 / Foti Benlisoy

Bu konudaki en açıklayıcı metinlerden biri, Rosa Luxemburg’un 1903 tarihli “Sosyalizmin ruhban karşıtı siyaseti” başlığını taşıyan makalesi. Luxemburg bu yazısında, burjuva (İngilizce çeviride “orta sınıf”) ruhban karşıtlığıyla sosyalist ruhban karşıtlığı arasında, hedefleri ve kapsamı açısından radikal bir farklılık olduğunu belirtir. Ona göre burjuva ruhban karşıtlığı, devletle din arasındaki bağı bir bütün olarak kesmeye cesaret edemez. Dolayısıyla burjuva ruhban karşıtlığı, paradoksal bir biçimde devletçe kollanan dini form ve pratikler yaratır ve dolayısıyla da kiliseyi zayıflatmaz, güçlendirir. Luxemburg’a göreyse sosyalist bir ruhban karşıtlığı, dinin devletten tam bir dışlanmasını savunur: “inananların inanmayanlar aleyhine sahip olduğu tüm kamusal imtiyazların tasfiyesini talep ediyor ve Kilisenin devlette hâkim bir güç olmak için giriştiği tüm hamlelerin karşısında duruyoruz.”

syriza2

Yunanistan: Tarihi bir dönemeç…

30 Aralık 2014 / Foti Benlisoy

Yunanistan’da meclisteki üçüncü tur oylamada da cumhurbaşkanı seçilemeyince 25 Ocak’ta erken seçime gidilmesi kesinleşti. Hemen belirtmekte yarar var: Parlamenter rejimlerde adetten sayılan hükümet krizlerinden biri değil bu. Samaras’ın koalisyon hükümeti, Yunanistan’ı bir sosyal haklar mezbahasına çevirip ülkeyi işsizlikte AB sonuncusu ve dünya beşincisi yapan IMF ve AB politikalarının yürütücüsü olduğu için “erken emekli” olmak durumunda kalan ilk hükümet değil. Krizin patlak verdiği şu dört küsür yıl boyunca önce Papandreu’nun, sonra da teknokrat Papadimos’ın önderliğindeki hükümetler “doğal” ömürlerini tamamlayamadan eriyip gittiler.

yunanistan foti

Yunanistan’a bu kış gelen komünizm değil sınıf savaşımı

12 Aralık 2014 / Foti Benlisoy

SYRIZA borç, kamulaştırmalar ya da euro gibi meselelerdeki kimi radikal iddialarında daha şimdiden ciddi iskontlarda bulunmuş, “reformist” sıfatını hayli hayli hakeden bir oluşum. Ancak bu hali bile sermayeyi tedirgin edebiliyor. Kapitalist krizin sadece Yunanistan’da değil, hemen bütün dünyada burjuva siyasal mimarisini kırılganlaştırdığı bir ortamda, neoliberal itikatta oluşacak en küçük çatlak dahi sermaye açısından kritik. Yunanistan’daki sınıf savaşı önümüzdeki haftalarda belli ki sokakta da mecliste/sandıkta da iyiden iyiye kızışacak. Cereyan eden kavganın bizim de hikâyemiz olduğu ve daha şimdiden çok sayıda dersle dolu olduğu için takip etmekte büyük yarar var.

amerikadan_muhaliflere_silah_yardimi_h14595

“emperyalist haydutlardan patates ve silah almak”

20 Ekim 2014 / Foti Benlisoy

Kürt hareketinin Kobanê’de ayakta kalmak için ABD emperyalist hayduduyla uzlaşmak, ona muhtemelen taviz vermek zorunda kaldığı pekâlâ söylenebilir. Lenin’in hatırlattığı üzere sorun olan, böyle bir “uzlaşmanın” (konjonktürel denk düşüş ve muhtemel geri adım) kendisi değil, bunun bir “stratejiye” dönüşmesidir, dönüşme ihtimalidir. Gerekli olansa o ihtimale karşı uyanık olmaktır. Haydutlardan yakayı kurtarmak, nefes alacak zaman kazanmak için kısmi bir geri çekiliş ya da uzlaşmayla haydutlarla ortak iş kotarmaya soyunmak arasında fark, hem de kategorik bir fark vardır.

ezidi81

ışid nasıl mağlup edilir?

21 Eylül 2014 / Foti Benlisoy

Önce bir hususta anlaşalım: IŞİD, iplerini ABD’nin (ya da mesela Türkiye’nin) tuttuğu ve Geppetto ya da (çok daha doğru bir benzetmeyle) Frankenstein misali yoktan var ettiği bir kukla değil. IŞİD’in onun bunun pis işlerini gören bir “taşerondan” ibaret olduğu görüşü, onu yaratanın bu kuklanın ipini istediği zaman çekebileceği, IŞİD belasının da böylece “yukarıdan” def edilebileceği şeklinde bir yanılsamaya yol açarak içimizi rahatlatıyor muhtemelen. Oysa işimiz (maalesef) çok daha zor.