“Lübnanlaşma” ya da Suriye’de asıl “teröristler” kim?

9 Ağustos 2012 / Foti Benlisoy

“Lübnanlaşma” başlığı altında tarif edilen basitçe bir iç savaş ya da mezhepsel temelde bir iç çatışma değil. “Lübnanlaşma”, farklı etnik ya da mezhepsel kökenli silahlı güçlerin emperyal ya da bölgesel aktörlerin sponsorluğunda birbiriyle uzun süreli bir yıpratma savaşına girdiği bir durum.

Suudi “Çarlığı” ne zaman yıkılacak?

4 Ağustos 2012 / Foti Benlisoy

Suudi Krallığı’ndaki Vahabi dini kurumsallaşması açısından “sapkın” sayılan Şiiler sistematik ayrımcılığa uğruyorlar. Bu ayrımcılığa karşı ciddi bir muhalefet geleneği olan doğu bölgeleri halkı, son bir yılda giderek daha görünür olan bir kitle hareketi ortaya çıkarmış durumda

Obama’nın sopası ve Türkiye

1 Ağustos 2012 / Foti Benlisoy

Başkan Obama’nın bir elinde müzakere ve iletişimi, belki “çoktaraflı” bir uluslararası siyaseti simgeleyen telefon ahizesi, diğer elindeyse çıplak gücü, emperyal zor ve hâkimiyeti simgeleyen beyzbol sopası var. Rıza ve zor ya da daha medyatik tabirle “yumuşak güç” ile çıplak emperyal şiddeti biraraya getiren bir küresel hegemonya mesajı bu.

Suriye’yi soldan tartışmak

19 Temmuz 2012 / Foti Benlisoy

Suriye’deki halk ayaklanması dünya ölçeğinde “alttakilerin” mücadele azim ve kararlılığını kışkırtıcı bir işlev gören Arap devrimci sürecinin bir parçasıdır. Her bölgesel devrimci süreç gibi, medyatik tabirle “Arap Baharı” da eşitsiz bir gelişim seyri izliyor…

Faşizm üzerine: Karşıdevrimci umutsuzluğun mobilizasyonu

8 Temmuz 2012 / Foti Benlisoy

Faşizmin tanımlayıcı bir özelliği olan onun radikal bir kitle seferberliği biçimi, bir kitle hareketi olduğunu es geçen her analiz, faşizme gücünü veren bu belirleyici kıstası atlamış olacak ve onu genel geçer bir olağanüstü hal rejimiyle eşdeğer kılacaktır. Böyle bakıldığında sermayenin emekçi sınıfara karşı “yukarıdan” bir manevra savaşı açtığı her durum, yani daha basitçe ifade etmek gerekirse her türden otoriter rejim otomatikman faşizm sıfatına hak kazanacaktır.

Yunanistan’da sol hükümet: sonuçlar ve olasılıklar

14 Haziran 2012 / Foti Benlisoy

Yunanistan’da emekçi ve ezilenlerin kapitalist barbarlık karşısında bir ilk savunma mevzii olarak “gerçekçi” bir sol hükümet seçeneğine yönelmesi, daha şiddetli bir sınıf mücadelesi devresinin prelüdünü oluşturuyor sadece. Kapitalist krizin yarattığı muazzam belirsizlik içerisinde dün “gerçekçi” görünen mutedil çözümlerin hiçbir kesinliği yok artık.

Sosyalist hareketin bağımsızlığı ya da CHP ile işbirliği mi?

8 Haziran 2012 / Foti Benlisoy

CHP’yle yerel seçimlerde bir işbirliğini ima etmek, bu bağımsızlıktan, yani sermayenin değişik fraksiyonlarından bağımsız bir siyasal seçeneğin inşasından feragat anlamı taşımıyacak mı? Yerel seçim platformunda sosyalist bir alternatifin silikleşmesi, silinmesi, görünmez olması anlamına gelmeyecek mi?

Mısır seçimleri: Kemerleriniz bağlı kalsın türbülans sürüyor

27 Mayıs 2012 / Foti Benlisoy

Müslüman Kardeşler adayı Mursi’nin en büyük avantajı ikinci turda karşısında Şefik’in, bir feloul’un, yani nefret edilen Mübarek rejiminin bir temsilcisinin çıkacak olması. Mursi bu bakımdan birçoklarına “ehven-i şer” olarak gözükebilir.

Neoliberalizm ve aşağıdakilerin demokrasisi

24 Mayıs 2012 / Foti Benlisoy

Troçki’ye göre demokrasi ile faşizm arasında “mutlak” bir çelişki yoktur; yani daha “klasik” tabirle bunlar iki uzlaşmaz sınıfın iktidarı anlamına gelmezler. Bu anlamda faşizmin hedeflediği, genel anlamda demokrasiden ziyade daha spesifik bir demokrasidir.

Fransa: “Normal”in Geri Dönüşü mü?

8 Mayıs 2012 / Foti Benlisoy

Toplumsal tüm ilişkileri piyasa ilişkileri olarak tarifleyen küstah bir neoliberalizmi milliyetçi-cemaatçi- patriyarkal değerlerle harmanlayan neoliberal bir otoriter popülizmle karşı karşıyayız. Yabancı düşmanlığının, İslamofobinin ya da göçmen karşıtlığının Sarkozy’nin tekelinde olmadığını, son on yıllarda bu fikri tutumların tüm Avrupa’da merkez siyasetin şu ya da bu ölçekte de olsa “normal” bir bileşeni haline geldiğini de hatırlatalım

Yunan seçimleri: sosyalizm ile barbarlık arasında

7 Mayıs 2012 / Foti Benlisoy

Beklenen oldu. Yunanistan’ı bir sosyal haklar mezbahasına çeviren yapısal uyum programları silsilesinin mevcut siyasal güçlerle yürütülemeyeceği daha çok önceden açığa çıkmıştı. Son iki senede krizin kışkırttığı yoğun toplumsal mücadeleler güçler dengesinde ezilenler lehine kalıcı bir kaymaya neden olamamıştı belki ama sermaye blokunu “eskisi gibi” yönetemez kılmayı becermişti. Dolayısıyla artık ta 1974’ten beri oluşmuş siyasal dengelerin ve bu dengelere bağlı temsil mekanizmalarının, teamüller ve kurumların egemenler açısından eski işlevlerini yerine getiremediği açıktı.

“İdeolojisiz” bir 1 Mayıs mı?

29 Nisan 2012 / Foti Benlisoy

“1 Mayıs bayramına atfedilen esas görev, ekonomik bir kategori olarak işçi sınıfını kelimenin sosyolojik anlamında işçi sınıfına dönüştürme, yani tüm çıkarlarının bilincinde olan ve proletarya diktatörlüğü ve sosyalist devrim için çabalayan bir sınıf yaratma sürecini kolaylaştırmaktı.”

Bahreyn’de ayaklanma: Bir sessizlik kumpası

26 Nisan 2012 / Foti Benlisoy

Bahreyn’de son bir haftada ayaklanmanın kendisine dayatılan sessizlik kumpasını delerek yeniden görünür olması, Arap devrimci sürecinin açığa çıkardığı radikal enerjinin öyle kolayca dinmeyeceğinin bir başka göstergesi oldu.

Hitler’in 50. Sene-i Devriyesi ve 12 Eylül

23 Nisan 2012 / Foti Benlisoy

Hitler-CHP örneğinde olduğu üzere, geçmiş barbarlıkların bugünkü barbarlıkların üzerini örtmek için kullanılması sonucuna varıyor. Yani AKP’yi otoriter pratikleri dolayısıyla eleştirmenin önünü kesen bir araç halini alabiliyor. Bu tarz bir ‘geçmişle yüzleşme’ bugünün tahakküm ilişkilerini haklılaştıran, geçmişin karanlığını vurgulayarak bugünü ululayan bir söylemsel strateji halini almış durumda.

Tarih yenilmiş, çarpıtılmış ve ihanete uğramış devrim örnekleriyle dolu

22 Nisan 2012 / Foti Benlisoy

Suriye hususunda emperyalist merkezlerden ziyade Katar, Suudi Krallığı ya da Türkiye gibi bölgesel aktörlerin daha ‘şahin’ bir pozisyon aldıklarını görüyoruz. Küresel hegemon güç olarak ABD ile onunla stratejik işbirliği içerisindeki bölgesel aktörler arasındaki ilişkiyi basit bir ‘taşeronluk’ ilişkisi olarak değerlendirmemek gerek.

Suriye’de ayaklananların ‘dostu’ var mı?

4 Nisan 2012 / Foti Benlisoy

Türkiye, Kürt meselesinin de basıncı altında Suriye’ye olası bir uluslararası müdahalenin koçbaşı olmaya doğru sürükleniyor. Müdahale hususunda Türkiye, Suudi Krallığı ve Körfez ülkeleri müstesna, en ‘şahin’ pozisyonu savunan ülke görünümünde.

Kurdish people shout slogans against the government during a demonstration for the killing of 12 Kurdish rebels by security forces, in Istanbul, on May 16, 2011. Turkish army forces killed at least 12 members of the outlawed (PKK), Kurdistan Worker Party, when they were spotted crossing the border from Iraq in the country's Southeastern Turkey over the weekend. AFP PHOTO / MUSTAFA OZER

‘Kürt Baharı’ndan iç savaşa mı?

26 Mart 2012 / Foti Benlisoy

Son birkaç gündeki neredeyse ayaklanma havası, Kürt meselesini nasıl anlamlandırmamız gerektiğine dair mühim bir gösterge aslında. Kürtlük artık bir ezilmişlik ve mağduriyet deneyimi olduğu kadar bir kolektif siyasallaşma ve radikalizasyon pratiğini de ifade ediyor. Yani Kürtlerin ulusal hareket bağlamında siyasallaşmış kesimleri, sadece ulusal ve sınıfsal baskılara maruz kalmış bir kitle değil artık; aynı zamanda kendi kimliğini siyasal ve toplumsal mücadeleler içerisinde inşa etmekte olan siyasal özneler.

Yunanistan’a dair birkaç not: Cüret etmeli!

13 Şubat 2012 / Foti Benlisoy

Yunanistan’da bir buçuk senedir devam eden uzatmalı halk ayaklanmasının basıncı altında yönetenlerin eskisi gibi yönetmeye takatinin kalmadığı aşikâr. Polis şiddetine, medyanın estirdiği terör-panik havasına, “ya paket onaylanır ya batarız”, “AB’den çıkarız ve üçüncü dünya ülkesi oluruz” tehditlerine karşın emekçi ve ezilenler nezdinde uygulanmakta olan siyasetlerin hiçbir meşruiyeti kalmamış durumda. Bu kitlesel basınç karşısında siyasal sistem, yani 1974 sonrası liberal parlamenter kural ve kurumlar bütünü en akut kriziyle karşı karşıya. Bu anlamda sermaye blokunun bastıramadığı ve soğuramadığı halk ayaklanması karşısında giderek daha otoriter yollara sapacağını söylemek müneccimlik sayılmaz.

Arap devrimleri ya da devrimi “devrim” yapan nedir?

11 Şubat 2012 / Foti Benlisoy

Politik bir hadise olarak devrimin tayin edici özelliği, neyi devirip neye yol açtığından evvel “kitlelerin tarihsel olaylara doğrudan müdahaleleridir.” Tayin edici öğe, ezilenlerin mevcut siyasal kurumlaşmanın ötesinde, hatta bu kurumsal yapılanışı alt üst ederek siyasete müdahale etmeleridir. Bu müdahale derinleşip ezilenler lehine yeni bir siyasal-sosyal yapılanışın önünü açabileceği gibi, çoğu tarihsel örnekte olduğu üzere, akamete uğrayabilir, geri çekilebilir, müesses nizam güçlerince bastırılabilir ya da soğurulabilir.

Emperyalizm mi despotizm mi, kırk katır ya da kırk satır

6 Şubat 2012 / Foti Benlisoy

Arap ayaklanmalarının bölge siyasetine yeni bir ruh kazandıran aşağıdan-kitlesel demokrasi ve sosyal adalet temelli taleplerinin yerini, Suriye dolayımıyla devletlerarası çıkar ve güç çatışmaları ve mezhep ihtilaflarının alması ihtimali büyük bir tehlike. Bu bağlamda özellikle sürgünde olan ve halk hareketini çarpıtıp yozlaştırmaya çalışan emperyalist merkezlere bağımlı “muhalefet”, şu ya da bu biçimde uluslararası müdahale çağrılarını giderek artırıyor. Geçmişte Libya’yı, özellikle de Irak’ı felaketlere sürülmüş ikilem yeniden dayatılıyor: Ya diktatörlük ya emperyalizm, kırk katır ya da kırk satır.