Gölgelerle Dans: Arap Coğrafyasında Emperyalizm ve Ayaklanma

2 Şubat 2012 / Foti Benlisoy

Emperyal müdahale ve manipülasyonlar gündemde diye Şark cephesinde değişen bir şey yokmuş gibi davranırsak “bölgedeki” siyasal ve sosyal güç dengelerinde ezilenler lehine gerçekleşebilecek bir kayma ihtimalini bütünüyle gözden çıkarmış oluruz. En başta iki politik pozisyondan bahsetmiştik: Emir Yıldız gibi düşünenler, Arap coğrafyasında yaşanmakta olanları temelde “olumsuz” bir gelişme, bölgedeki emperyalist tesirin artışına yol açan doğrudan ya da dolaylı bir müdahale olarak değerlendiriyorlar.

“AKP Faşizmi” ve Sol Liberalizm

1 Şubat 2012 / Foti Benlisoy

Kapitalizmle bağlantısı olmayan bir faşizmle karşı karşıyaysak, sosyalistlerin temel görevi (tıpkı sol liberallerin savunduğu üzere) devlet karşısında özel alanları ve temel hak ve özgürlükleri savunmaya dönük bir mücadele olmuyor mu?

Emperyalizm ve ayaklanma kıskacında Suriye

27 Ocak 2012 / Foti Benlisoy

Mevcut güçler dengesinde maalesef tek bir yanıtı olmayan sorularla karşılaşabiliyoruz. Suriye’de de bir yandan Esad rejimine karşı ayaklanan kitlelerin yanında olmayı savunurken diğer yandan da ayaklanmanın militarize olarak emperyalist güçlerin bir aracı haline getirilip yozlaştırılmasına karşı durmalı, durabilmeliyiz.

Ahmet Altan’ın son yazısı ve “milletin yiğidi” Erdoğan

4 Ocak 2012 / Foti Benlisoy

Altan gerçekten Erdoğan’a sert çıkıyor sanki: “O yönettiğini sandığın devlet senin emrinde halkını bombalar, sen devlete sahip çıkarsın.” Sert olmasına sert sözler de işin içinde bir iş yok mu? Yani Altan’a göre Erdoğan devleti yönetmiyor, yönettiğini sanıyor. Bir “devlet” var ki asıl o Erdoğan’ı idare ediyor. Erdoğan ne yapsın farkında değil.

Starbucks karşı-işgali ve öğrenci muhalefeti

29 Aralık 2011 / Foti Benlisoy

Sponsorlu partiler, kariyer günleri ya da kantinlerin uluslararası ya da ulusal zincirlerin şubelerine dönüşmesi aracılığıyla sermaye, üniversitelerdeki gündelik hayatı kolonize ediyor, öğrenci hareketinin daha etkin olduğu zamanlardaki kamusallıkları dönüşüme uğratıyor.

Mısır Devrimi 2.0

23 Kasım 2011 / Foti Benlisoy

Son beş gündür yaşanan gösteri ve en az 33 kişinin hayatını kaybettiği çatışmalar kazın ayağının öyle olmadığını gösteriyor. Sokak siyaseti, kurumsal-elit siyasetine teslim olmamakta direniyor. Kitleler devrimlerinin göz göre göre ellerinden çalınmasına öyle kolay kolay razı olmuyor; devrimin açığa çıkardığı siyasal ve sosyal özlemler öyle hemen hızlıca ortadan kaldırılamıyor.

Yeni Bir Mücadele Dalgası mı?

12 Kasım 2011 / Foti Benlisoy

Radikal/devrimci solun, hâkim sınıfın temsilcisi olagelmiş siyasal partilerin temsil krizine ve dolayısıyla da mevcut siyasal-sosyal düzenin meşruiyet krizine geniş kesimler nezdinde anlaşılabilir bir alternatifle karşılık vermesi gerekiyor. Gün kuru bir “direnişçilik” ile yetinecek gün değil. Eğer mevcut mücadele ve direnişler belli bir siyasal alternatif, yani bir karşı-hegemonya etrafında ortaklaştırılamazsa geri çekilme, hatta yenilgi mukadderdir. Dolayısıyla iyimser olacak zaman değil.

“Harp sisi”: Yunanistan’da Kriz ve Direniş

7 Kasım 2011 / Foti Benlisoy

Yunanistan, hiç değilse 2008 Aralık ayındaki gençlik ayaklanmasından itibaren muazzam direniş ve mücadele deneyimleri yaşadı. Ülkedeki bu deneyimlerin oluşturduğu patlayıcı bir birikimin mevcut olduğunu akıldan çıkarmamak gerekiyor.

Antimilitarizm Sivilleşmeden İbaret midir?

17 Ekim 2011 / Foti Benlisoy

Tutarlı bir antimilitarist hat elbette cihet-i askeriyenin siyasal karar alma mekanizmalarındaki etki ve gücünün sınırlandırılması, ortadan kaldırılması için mücadele yürütür. Ancak militarizmin bir sivilleşme meselesinden ibaret olmadığı, militarist pratiklerin sosyal, siyasal ve kültürel hayattaki bütün tezahürlerinin ortadan kaldırılması mücadelesi olduğu bir an unutulmamalıdır. Hele hele AKP eliyle şiddet aygıtlarının yeniden yapılandırıldığı ve aynı zamanda Kürt meselesi bağlamında militarist yönelimin yeniden hâkim kılındığı bir devirde hiç unutulmamalıdır.

Kürt Hareketi ve Sosyalistler: İmkân ve İhtimaller

29 Eylül 2011 / Foti Benlisoy

günümüzde bu coğrafyada en anlamlı siyasal deneyimleri biriktirmiş olanlar Kürt alt sınıflardır. Dolayısıyla bu siyasallaşma alanıyla kurulacak doğrudan bir bağın sosyalist hareketin yeniden inşasında çok anlamlı bir girdi oluşturacağı aşikâr. Oysa Kürt hareketiyle sosyalist hareket arasındaki ilişki önemli ölçüde “yukarıdan” kurulan, bürokratik bir mahiyete sahip. Seçimden seçime gündeme gelen yan yana gelişler ya da dışsal dayanışma ilişkilerinin haricinde sosyalist hareketin yapması gereken, süreklileşmiş kitle seferberlikleri aracılığıyla siyasallaşan Kürt kitleleriyle toplumsal mücadeleler içerisinde (emek hareketinden ekolojik mücadelelere, kadın hareketinden vicdani redde) somut ve dolayımsız bağlar kurabilmektir.

Suriye ve Emperyalizm: Yeniden “Kampçılık”

24 Eylül 2011 / Foti Benlisoy

Sosyalistler ayaklanmaları bizim ya da ötekilerin diye ayırdetmezler, kitle hareketlerinin sonuçlarını devletlerarası sistem zaviyesinden ölçmezler. Kurtuluşu fillerin tepişmesinde aramazlar. Bütün olumsuz koşullarda bu mücadeleler içerisinden süzülebilecek en ufak ihtimalin üzerine titrer, onu büyütmeye var güçleriyle çalışırlar. Arap Baharı denen ayaklanmalar silsilesinin bölge halklarının özgüveninde ve kolektif gücünde nasıl bir değişime tekabül ettiğini, sürecin kitleler nezdinde nasıl bir siyasallaşma ve deneyim birikimine vesile olduğunu anlamaya çalışırlar.

Sosyalistler ve Kürt Meselesi

5 Eylül 2011 / Foti Benlisoy

Mücadele içerisinde siyasallaşan Kürt kitleleriyle yukarıdan ve gıyaben değil, birleşik eylem zeminlerinde, somut mücadelelerde yan yana gelmek, toplumsal hareketler aracılığıyla bu kitlesel siyasallaşmayla köprüler kurmak toplumsal karşılığı iyice cılızlaşmış solun önünde yeni potansiyeller koyabilir. Bu da Kürtleri mağdur kitleler değil siyasal özneler olarak tanımaktan ve Kürt meselesini bu eksende yeniden tarif etmekten geçiyor.

Libya: Emperyalist Müdahalenin Çarpıttığı Ayaklanma

24 Ağustos 2011 / Foti Benlisoy

Ayaklanmanın kaderini tayin eden, Libya’da gelişebilecek süreci tabir caizse akamete uğratan ve çarpıtan gelişme, Libya’da sivilleri Kaddafi rejiminin saldırılarına karşı koruma gerekçesiyle gündeme gelen emperyalist müdahale oldu.

Milliyetçilik Öldü de Hortladı mı ya da 90’lara Döner miyiz?

21 Temmuz 2011 / Foti Benlisoy

Rehavete kapılacak zaman değil. Soruna dair herkesin kendi meşrebince bir “çözümü” olduğunu, barışın devletin eski-yeni sahiplerine bırakılamayacak ciddiyette bir mesele olduğunu bir an aklımızdan çıkarmamalıyız. Barış hareketinin yaratacağı basıncın eksikliğinde, yukarıdan icazetle, “hikmet-i hükümet” temelinde şekillenen “çözümün” en iyi ihtimalle temelleri zayıf, kapsamı dar olacak; çok şey değişiyor görüntüsü altında mümkün mertebe her şeyin eskisi gibi kalmasına dönük bir “çözüm” olacaktır.

Gözyaşartıcı Gaz ve Neoliberal Devirde İç Savaş Manzaraları

30 Haziran 2011 / Foti Benlisoy

Uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, gözyaşartıcı gazın nizami ordularca savaş sırasında kullanımı yasaklanmıştır. Ancak paradoksal bir biçimde, gözyaşartıcı gaz son yirmi yıl içerisinde giderek artan bir biçimde, “barış” zamanında, iç güvenlik aygıtının yoğun olarak başvurduğu bir silah halini almıştır. Günümüzde hemen her ülkede gaz kullanımı toplumsal eylemlerin kontrolü ve bastırılmasında polis tarafından yoğun olarak kullanılıyor.

Yunanistan: “Zayıf Halka”

16 Haziran 2011 / Foti Benlisoy

Yunanistan bugün Avrupa’da mevcut kapitalist iktisadi-siyasi mimarinin “zayıf halkası” haline gelmiştir. Bu ülkede önümüzdeki dönemde yaşanacak mücadeleler sermayenin kıta ölçeğindeki saldırısını geri püskürtmek açısından tayin edici olacaktır.

Hopa’yı Savunmalıyız

4 Haziran 2011 / Foti Benlisoy

Hopa, sosyalist hareketin toplumsallaşabildiği, yerlileşebildiği, bu anlamda da kökleştiği bir coğrafya. Hopa’ya her şeyden önce bunun için saldırılıyor; Hopa’ların çoğalmaması için, Hopa’ların artması ihtimaline karşı. Hopa’ya diz çöktürmek için iki gündür halk terörize ediliyor, sindirilmeye çalışılıyor.

Sosyalizmin İki Ruhu ve “Devrimden Sonra”

2 Haziran 2011 / Foti Benlisoy

Mustafa Kenan Aybastı’nın yazdığı ve yönettiği, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin katkılarıyla çekilen “Devrimden Sonra” filmi… devrimi küçümsüyor, onu basit bir iktidar değişikliğine, üstelik geniş kitlelerin öznesi olmadığı dar anlamda bir hükümet değişikliğine indirgiyor. Oysa sosyalist olma iddiasındaki bir devrim açısından sorun, daha iyi yönetilme ya da herhangi bir yönetilme biçimini seçmek değil, özyönetimin genelleşmesi, aşağıdakilerin kendi kurtuluşlarının öznesi olmasıdır.

Avrupa’da Bir “Argentinazo” mu?

31 Mayıs 2011 / Foti Benlisoy

İspanya’da da Yunanistan’da da hareket mevcut örgüt-parti ya da kitle örgütlerinin çağrıcısı ya da örgütleyicisi olmadığı eylemler temelinde şekilleniyor. İspanya’da “Geleceksiz Gençler” gibi görece yeni gruplar örgütlenmede önemli pay sahibiyken Yunanistan’da bu bile mevcut değil. Dahası hareket partisiz-örgütsüz olmayı bir tür “erdem” olarak da sunabiliyor.

Tunus’tan İspanya’ya Korkunun Sonu

28 Mayıs 2011 / Foti Benlisoy

Yükselen toplumsal mücadelelerin yarattığı yeni ihtiyaçlara karşılık verecek siyasal örgütlerin eksikliği Tunus ya da Mısır’a özgü olmaktan ziyade dünya çapında toplumsal muhalefeti karakterize eden ve elbet tartışılmaya muhtaç bir durum. Troçki’nin “önderlik krizi” dediği durumun, yani bir siyasal alternatifin eksikliği meselesinin elbette çok farklı bir bağlamda yeniden gündeme gelişiyle karşı karşıyayız.