Sahte Sendika Yasasına Karşı KESK Protestosu

26 Ocak 2012 / N. Cemal

“Sahte Sendika Yasasına Hayır – KESK” pankartıyla Taksim meydanına gelen yürüyüş korteji oturma eylemi ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklaması sırasında Ankara’da gerçekleştirilen protesto eylemine ve polisin arkadaşlarına saldırdığına da değinilerek oturma eylemi yapıldı.

Cerrahpaşa Hastanesi’nde İşçi Kıyımı

26 Ocak 2012 / N. Cemal

“Hepimiz buraya emek veriyoruz. Hizmet veriyoruz. Memur, işçi, taşeron, kim varsa, herkes buraya emek ve hizmet veriyor. Bu hizmetlerimizin karşılığını boş mu bırakacağız? Yaptıklarımızı görmezlikten gelmelerini yok mu sayacağız?”

Uludere İzlenimleri: Tayyip Sen de Oğlunu Versene!

6 Ocak 2012 / N. Cemal

Babası öldürülen on iki yaşlarında bir oğlan çocuğu: “Babamı öldürdüler… Babamı öldürdükleri için para vereceklermiş? O para babamı geri getirecek mi? Tayip, sende oğlunu versene!” Dayanışma ziyareti ve taziye için bir gün içinde üç köy gezdik. Taziye çadırlarını ve taziye evini ziyaret ettik. Hiç birinde de, genciyle yaşlısıyla, yetişkinlerden tek bir slogan sesi bile duymadık. Bol bol fatihalar okundu, dualar edildi. O on iki yaşlarındaki çocuk konuştuktan sonra ilk ve son kez slogan sesleri duyduk. Konuşanın yaşdaşlarıydılar ve “Katil Erdoğan” diye bağırıyorlardı…

Her Şey Bildiğiniz Gibi: Tiyatrocu Yıldız Gözaltında

23 Aralık 2011 / N. Cemal

Tiyatro oyuncusu ve basın emekçisi İsmail Yıldız nezdinde yaşananlar bunun en belirgin örneklerinden birisidir. nü.kolektif, “Bildiğiniz Gibi Değil” adlı oyunlarını oynamak yerine basın açıklaması metni yazmak ve “tiyatrocunun veya basın çalışanının hayatının 20 yıl önceki gibi gözaltılar ve baskılarla süreceğini hiç düşünememiştik” diyerek arkadaşlarının sesini duyurmak zorunda kalıyorlar.

BEDAŞ İşçileri: Umut Mücadelemizde

27 Ekim 2011 / N. Cemal

BEDAŞ Genel Müdürlüğü önünde bulunan direniş çadırının 17. gününde direnişçi işçiler Taksim Tramvay durağı önünde toplandılar. Taksim Meydanı’ndan BEDAŞ Genel Müdürlüğü önüne yürüyen direnişçi işçiler, “taleplerimiz yerine getirilene kadar kararlılıkla direneceğiz” dediler.

Eşekarısının Halleri… (Kıvılcımlı’nın Günlüğünden; O’nun Anısına…)

18 Ekim 2011 / N. Cemal

Arı. Eşekarısı dağ penceresinin açık alt gözünden içeriye girmiş. Perde – cibinliği aşamamış. Geri dönse ya! Arı bu. Bizim kimi Narodnik’ler gibi: İllâ yükseklerden uçacak. Uçmuş, belli. Ve açık alt cam dururken, kapalı, hem de çift kat camlı üst pencere bölümüne ver yansın ediyor. Çifte camı delip, bizimkiler gibi “özgürlüğe” kavuşacak. Aşağı cam açık. Oraya tenezzül etsene be mübarek hayvan! Rahatça çıkar gidersin. Hayır. Gözü yukarılarda.

İstanbul Diş Hekimleri Odası Direnişi Kazanımla Sonuçlandı

13 Ekim 2011 / N. Cemal

13.10.2011 Perşembe sabahı İstanbul Diş Hekimleri Odasında yeniden iş başı yapıldı, işten atılan Ayşe ve Sevil çalışma masalarına oturdular. Peki, mücadele bitti mi? İş başı yapılırken, Oda yönetiminin bu direnişin hesabını bir şekilde soracağı ve bundan sonraki sürecin hiç de kolay olmayacağı tahmin ediliyor. Tabi ki değersizleştirme çabaları da bunun bir parçası olacak…

İstanbul Diş Hekimleri Odasının Önüne Direniş Çadırı Kuruldu

12 Ekim 2011 / N. Cemal

Direniş çadırından yükselen çağrı ve talepler çok net; “İstanbul Diş Hekimleri Odası çalışanları olarak arkadaşlarımıza da işimize de sahip çıkıyoruz, çıkacağız. Bütün sınıf dostlarını sesimize ses katmaya, direnişimize ortak olmaya çağırıyoruz. Arkadaşlarımız işlerini, biz de arkadaşlarımızı geri istiyoruz. Çalışma hakkı insan hakkıdır diyoruz. Direne direne kazanacağımızı biliyoruz…

Hiçbir Direniş Boşa Gitmez!

11 Ekim 2011 / N. Cemal

Önce sendikalara başvurduk. 4 pilot isim seçtik, arkadaşlar sendika üyeliğine başvurdular. Sendikalardan ret cevabı aldık. Taşeron işçisi olduğumuz için üye olamayacağımız söylendi. Dernekle mücadele etme kararı aldık. Amaç; güvencesiz taşeron işçilerinin haklarını korumak, işten çıkarıldıklarında maddi-manevi destek sunmak.

O Fotoğraf ve Acil Eylem Çağrısı

8 Ekim 2011 / N. Cemal

Kadın cinayetlerinin ve ölü seviciliğin çırılçıplak fotoğrafı… O Fotoğraf sonrasında Haber Türk ve Fatih Altaylı çok eleştirildi ve haklı olarak tepki çekti. Ama bir o kadar da destekçileri vardı. Sadece o fotoğrafın yayımlanmasını destekleyenler değil, kadının öldürülüşünü ve öldüren katil kocayı “allah büyüktür” kabilinden reva görenleri de görmek gerek. İşte bütün mesele de bu…

İstanbul Diş Hekimleri Odasında İşçi Kıyımı

6 Ekim 2011 / N. Cemal

Üç kadın çalışanını işten atan oda yönetimine karşı tepkiler büyürken, çalışan arkadaşları da direnişteydiler ve “arkadaşlarımızı geri istiyoruz” dediler. Yapılan basın açıklamasında İstanbul Diş Hekimleri Odası yönetimini uyaran çalışanlar; “Hiç olmadığımız kadar kararlıyız. Hiç olmadığımız kadar birlikteyiz. Gerekirse kapının önüne direniş çadırı kuracağız. Gerekirse de Oda’nın kapısına kilit vuracağız” dediler…

Beyaz Yakalılara Bipolar (*) Duygu Durumu Bozukluğu Teşhisi

4 Ekim 2011 / N. Cemal

“Sosyal kapitalizm döneminde diploma seçkinliğin bir ifadesiydi” diyen Tanıl Bora, değersizleştirmeye vurgu yaptı ve “vasıfların değersizleştirilmesini” işledi. Söyleşi bölümünde esprili örneğe ve vurguya geri dönen bir katılımcı tarafından şu soru soruldu; “Askere giden o mühendise televizyonun değil de bir füzenin düğmesine basması söylenseydi ne olurdu?” Tanıl Bora bu soruya “mesleğine uygun bir görev olurdu” niteliğinde cevap vermiş olsa da, tartışmanın seyrinin “iş bölümü” sorgulamasına kayması engellenemedi.

1 Mayıs 2010 ve TEKEL Direnişçileri Yargılanıyor

28 Eylül 2011 / N. Cemal

AKP Hükümeti ve Türk-İş ittifakıyla TEKEL direnişçileri yargı önüne çıkartılıyor. İki TEKEL işçisi nezdinde yargılanmak istenen TEKEL direnişinden, Başbakan Erdoğan kadar Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu’nun da intikam alma peşinde olduğu anlaşılmaktadır. Ankara Sakarya caddesine direniş çadırları kurarak 78 gün mücadele eden TEKEL direnişçileri AKP Hükümeti kadar Türk-İş yönetimine de zor anlar yaşatmış, Başbakan Erdoğan kadar Mustafa Kumlu da oturduğu koltuğun sallandığını hissetmişti.

Uğur Doğan: Genel Kurula Selam, Mücadeleye Devam!

26 Eylül 2011 / N. Cemal

“Mustafa Türkel ve sendika binasındakiler 16 Eylül 2011 tarihli basın açıklamasıyla çekip gittiğimi düşünmüşler. ‘Bu iş bitti, kurtulduk’ diye de sevinmişler. Etraflarına böyle yaymışlar ve yaydıkları çevreler de bu yöndeki söylentilerine devam ediyorlar…” diyor. “19 Eylül Pazartesi sabahı beni karşılarında görünce çok şaşırdılar ve kapılara camlara çıkıp hayretle baktılar…” diyen Uğur Doğan, “direniş mevziimi terk etmedim, etmeyeceğimi de söylemiştim. Mücadelem devam ediyor…” diyor.

Uğur Doğan’ın Tek Kişilik Direnişinin Düşündürdükleri

17 Eylül 2011 / N. Cemal

62 günlük direnişin sonrasında ve Uğur Doğan şahsında bunu somut olarak görebiliriz. “Direniş çadırı kurmak kadar, direniş çadırını zamanında kaldırabilmenin de önemli olduğunu düşünüyor ve çadırımı kaldırıyorum…” diyebilen bir direnişçinin, “bundan sonra işçi sınıfının bulunduğu bütün platformlarda sınıf kardeşlerimin yanında yerimi alacak ve haklı mücadelemi sürdüreceğim…” yönündeki beyanını iyi kavrayabilmek gerekir. Bu olgunluk, mücadele öğretisinin bir göstergesidir.

İşçi Demokrasisi ve ASİS Deneyimi

16 Eylül 2011 / N. Cemal

Cenan Bıçakçı, ASİS’in toplu iş sözleşmelerinde uyguladığı ilkeyi ve sonuçlarını da şöyle özetler; “İşverene verilecek toplu iş sözleşmesi önerileri ilgili işyerinde çalışan tüm sendikalı işçilerin istekleri saptanarak hazırlanır. Toplu iş sözleşmesi pazarlığında o işyerindeki bütün sendikalı işçiler -evet bütün sendikalı işçiler- ve sendika yöneticileri işverenle karşı karşıya gelirlerdi. İşçiler, diledikleri her madde üstüne söz alarak görüşmeye katılabilir. Görüşmeler bitince hemen orada o madde, hazır bulunan tüm işçilerin oyuna sunulurdu.”

Bürokrasi İşçi Sınıfının Pasıdır

15 Eylül 2011 / N. Cemal

Mücadeleci sendikacılar yeni tipte sendika bürokratları oldular. Neredeyse öncekiler kadar iktidar koltuklarına yapışarak yıllandılar. Koltuklarını ve ayrıcalıklarını terk edemediler. Mevcut sendikal sistem bürokratik yapıları sebebiyle, işçilerin kendi örgütleri olamayacağını bir kez daha göstermiş oldu. Eski hamam eski tas olduğu sürece, kurnanın başına geçenin kimliği önemli değildi.

Söz ve Karar Tabanındır İlkesi Sendika Bürokrasisine Teslim Edilmemeli – Erhan Bilgin ile Röportaj

14 Eylül 2011 / N. Cemal

Umut var. Hala, bürokrasinin en aşağılık biçimde iş başında olduğu sendikalarda bile “söz ve karar tabanın” sloganı en itibarlı olanı. Bu slogan ‘işçi demokrasisi’nin bir başka biçimde ifadesidir. Bürokrasi ise bu sloganla işçilerin gazını alıyor. İşçiler ise içinin boşaltıldığını biliyorlar. Bu sloganın içinin dolduğunu gördükçe sendikalarına sahip çıkacaklar. Sahip çıkmanın enerjisi ile sendikalar gerçek kitlesel işçi örgütüne dönüşecek.

Uğur Doğan’ın Tek Kişilik Direnişinde 59. Gün

13 Eylül 2011 / N. Cemal

Mustafa Türkel ve Mecit Amaç’a sesleniyorum; kapı girişinde kayıt yapan güvenlik kameralarınızdan bir bakın ve polisle işbirlikçilik nasıl yapılırmış görün! Tekrar ediyorum; ben hak ve hukuk mücadelesi veriyorum. İşimi ve haklarımı geri verin, mahkeme ve Yargıtay kararlarına uyun, diyorum. Haklı taleplerim karşısında yalan ve dolanlarla karalama kampanyası yürütmekle kendinizi aklayamazsınız, diyorum.

Tek Gıga-İş Sendikası Genel Kurulu Direniş ve Muhalefetle Başladı

12 Eylül 2011 / N. Cemal

Tek Gıga-İş Sendikasında örgütlendikleri nedeniyle işten atılan Elvan Çikolata ve Perfetti fabrikası işçileri, genel kurul nedeniyle saat 9.30 civarlarında sendika genel merkezinin önündeydiler. İşçiler, “yönetimin kesin talimatı var” denilerek sendika binasına alınmadılar ve karşı kaldırından bahçeyi ve gelip gidenleri gözlemlediler. Karşı kaldırımda tek kişilik direnişini sürdüren Uğur Doğan vardı, hemen Elvan Çikolata ve Perfetti işçileriyle kaynaşıp, dayanışma içine girdiler.