Deprem Deneyimi: Çözüm SMS’de Değil

12 Kasım 2011 / Ömer Yıldız

Depremi yaşamış ve kriz merkezinde çalışmış birisi olarak Van depreminde insanların yaşadıklarını belki en iyi anlayanlardanım. İnsanlarda bir yokluk hissi vardı. Sanki kıyamet kopmuş da ortada kalmış hissi.

Van Depremi Ya da Vakitsiz “Memur” Ölümleri

10 Kasım 2011 / Ömer Yıldız

Van Depreminde ölen öğretmenlerin büyük bölümünün stajyer olmaları, hiçbir sosyal güvencelerinin olmadığı gerçeğini gözler önüne serdi. Ölen öğretmenler varsa eşlerine, çocuklarına ya da anne-babalarına bir güvence bırakamayacaklar. Van Depremi öğretmenlerin (devlet memurlarının) “güvencesiz” olduğunu ortaya koydu. Oysaki devlette işe başlayan herkes bir güvenceye sahip olduğu fikrine sahiptir.

MEB Teşkilat Yasası Değişikliği

18 Eylül 2011 / Ömer Yıldız

Bu hükümete göre: Bizler bu düzende müşteriyi memnun etmekle yükümlü elemanlarız. Statümüzün, eğitimimizin ve en önemlisi kişisel özelliklerimizin bir farkı olamaz. Herkes her halde müşteriye gülümseyecek. Herkes her halde işine gelip istenilen “performansı” gösterecek. Şimdi bu durum ağır geliyor. Devlet hastanelerinde günde yüzlerce hastaya hizmet verip yorgunluktan “gülümseyemeyecek” durumdaki hemşireyi özel hastaneler açılırken terk ettiğimizde biz de kaybettik.

Eğitimin Halleri

12 Eylül 2011 / Ömer Yıldız

Kılavuz kitaplar okullara geldiğinde mesleğinin en önemli hasletlerinden birisi olan hazırlık aşamasında kendisini yansıtacak, özelliklerini öğrenciye aktaracak, bölgesel farklılıkları yansıtacak olanakların ortadan kalktığını düşünmeden sanki bir yükten kurtulmuşçasına sevinenler şimdi kendisi üzerinde alınacak hiçbir tasarrufa itiraz edemezler. “Ben öğretmenim, öğretmenlik zaten yirmi dört saat yapılıyor. Bu mesai de nereden çıktı?” diyemezler.

KESK’e “Hayırlı” Günler

5 Eylül 2011 / Ömer Yıldız

Öyle etkisiz kaldı ki KESK, artık başka inisiyatiflerin geliştirdiği fikirlere “dayak”, devamlı KESK’ten başka kaynaklı olaylara “figüran” konumunda. Artık devlet de çekinmiyor KESK mücadelesinden. Çünkü mücadeleci bir KESK yok. Bu kadar siliklikten sonra KESK’in telefonlarındaki operatör ses “hayırlı günler” diye üyeleri karşılasın. İnsanlar da bizim KESK gibi bir dayanağımız var demesin. Sanırım yok.

“Sivilleşme” Sivillerin Asker Yapılması mı?

1 Eylül 2011 / Ömer Yıldız

Okulda öğrencileri tek tip giydiriyorum. Neymiş efendim zengin fakir belli olurmuş. Kömür vereceğine kıyafet versin çocuklara allı güllü. Arkadan hepsi birbirine benzeyen kopyalar gibi çocuklar. Biz de bakarız kıyafetini giymiş mi diye. Giymemişse vay haline. Sabah içtima, öğlen içtima. Teneffüsler zil. Bu çocuklar içtimaya alıştıktan sonra böyle bir düzene karşı ne diyebilir? Zil çalınca çıkan çocuk fabrikada kime ne diyebilir? Hakkını nasıl savunabilir? Bu tür uygulama bir askeri birliklerde var bir de şartlı reflekste.

Beyaz Kesedeki Tohumlar

5 Ağustos 2011 / Ömer Yıldız

Can Yücel’in vasiyetini tutmak için girişim başlatılmış. Bazı arkadaşlar da tohum pazarları kuruyor değiş tokuş için. Destekliyorum elbette. Ancak ilaveten diyorum ki marketlerden de birbirine benzer sebze meyve almasak. Bazısı eğri, bazısı yamuk olsa.

Voltran’ı Oluşturduk

2 Ağustos 2011 / Ömer Yıldız

Anlaşmaya yakın zamanda çatışmalar çıkıyor. Üstelik artık hükümette İmralı da görüşmeleri açık açık ifade ederken nereden çıktı bu çatışma. “Derin devlet”i mi suçlayacaktık ama onlar Silivri’de. Voltran’ın hangi parçası izinsiz hareket etti acaba. Bundan sonra umarım Voltran’ın yağlamasını bakımını zamanında yaparlar. Yoksa eli ayrı oynar ayağı ayrı oynarsa çekeceğimiz var.

Vişne-Rekabet Kurulu-Müstahsil Makbuzu…

26 Temmuz 2011 / Ömer Yıldız

Alıcı firmalar fiyattan rahatsız. Günlerdir toplantı teklif edildiği, firmaların bugün yarın fiyat belirlemek için toplanacakları konuşuluyordu. Sonunda bu akşam haber geldi ve vişne düştü. Bu durum Rekabet Kurulu tarafından rekabet kanununa göre suç. Bir çok defa yapılan şikayetlerde soruşturmalar yapıldı. Bu toplantıların Konya Akşehir’deki otellerde yapıldığını ve tüm firmaların harfiyen buna uyduğu herkes tarafından bilinirken nasıl oluyor da rekabet kanununa göre ceza almıyorlar.

Unu Bulgura, Şekeri Pirince Karıştırdılar…

4 Temmuz 2011 / Ömer Yıldız

Hani diyorlar ya “gözleri vardır görmezler” diye. Ülkeye “barış” getirecekleri meclise almayarak zorla dışarıda tutuyorlar, gözleri ile görmediler. Uğur’un okumasını, Dicle’nin yönetmesini istemiyorlar. Kalemlerini kırıp defterlerini yırtıyorlar.

Yandık da Yanılmadık

1 Temmuz 2011 / Ömer Yıldız

Nazım’ı hapsettiler, kovdular ve sonra “sevdiler” Keşke yaşanmasaydı dediler. Denizleri astılar, “suçsuzdular, kimseyi öldürmemişti” dediler. Asmak isteyenler zaten salyalarını tutamazken, asmak istemediklerini söyleyenler bugün “Ergenekoncuları” savundukları gibi savunamadılar mecliste. Zaten topyekun faildiler Dersim katliamında. Çorum’da Maraş’da.

“Tasarım” Demokrasisi

25 Haziran 2011 / Ömer Yıldız

Seçimden önceki tespitlerine bakınca başbakanın seçim sonrası bu durumu bildiği gibi bir sonuç ortaya çıkabilir. Günlerdir AKP yetkilileri “hem nalına hem mıhına” vuruyor. Hatip Dicle için il seçim kuruluna itiraz ediyor resmi. “İyi niyet elçisi” Arınç durum yanlış diyor. Grup başkan vekili resmi olarak Dicle’nin milletvekilliği bitti diyor; başka AKP’lilerden yumuşak açıklamalar.

Çatı Partisi

14 Haziran 2011 / Ömer Yıldız

Türkiye liberal sağ, liberal sol, zamanla azalan ve daha da azalacağı görülen milliyetçi sağ ve Kürt ağırlıklı sosyalist bloktan oluşmaktadır. Cumhuriyet tarihindeki en güçlü sosyalist blok oluşmuştur. Göstergeler büyümeye de devam edeceği yönündedir. Sırrı Süreyya ve Levent Tüzel sosyal demokratlardan da oy almışlardır.

Seçmen Hep Kazanandan Yanadır

7 Haziran 2011 / Ömer Yıldız

Seçmen kazanandan yanadır demiştik ya. Tarih gösterdi ki kazandığını zanneden seçmen aslında hep kaybetmiştir. Bir sosyalistin kaybettiği an bu düzenden umut beklediği andır. Çünkü o anda kendi duygularını, reflekslerini, hedeflerini bıraktığı andır.

Hani Sözleşmeli İle Kadrolunun Farkı Yoktu?

4 Haziran 2011 / Ömer Yıldız

Bizim talebimiz sadaka değildir. Kamuya personel alımlarında sözleşmeli istihdam şeklinin kaldırılmasıdır. Bizler sadece seçimden seçime bazımızın değil tamamımızın aynı statüde; iş güvenceli, toplu sözleşmeli ve grevli bir çalışma hayatımız olmasını talep ediyoruz.

Kadir Manga, Doğum Yeri Akşehir’de Anıldı

1 Haziran 2011 / Ömer Yıldız

8 yıldır Akşehir’de yapılıyor Kadir anması. Her yıl soruşturma açılıyor. Her yıl toplananlar artıyor. Bu defa biraz daha çoğaldık; İzmir’den, Konya’dan, Afyon’dan gelenler oldu. Geçen yıllardaki gibi kimlik kontrolü yapamadılar. Sadece sessizce kamera çekimi yaptılar. 1 Haziran 1971 Hüseyin Cevahir ve 27 Mayıs 1981 Selim Martin’in ölüm günleri olduğu belirtilip onların da anması yapıldı.

1 Mayıs Ticareti

30 Nisan 2011 / Ömer Yıldız

Bayramda, emekçi bayramında birlikte coşalım. Sen şarkı söylerken benim aklıma sana verdiğim para gelmesin. Sen şarkı söylerken seni kiralamış gibi düşünmeyeyim. Sen şarkı söylerken seni ben beni sen göreyim.

Yaşasın 1 Mayıs…

Düzene Mecbur Olmak

24 Nisan 2011 / Ömer Yıldız

Aynı tencerede et te pişiyor sebze de. Et sebzeye, sebze ete benzeyecek biraz. Ha az benzemişsin ha çok fark eder mi?

Hani Gençler Apolitikti…?

16 Nisan 2011 / Ömer Yıldız

Devrim.

İşte devrim bunun gibi bir şey. Baskıdan, işkenceden, ölümden sonra yanık bozkır havasındaki devrimci mücadele hattında yetişen çiçekler.

Devrime olan inancım hiç kaybolmadı. Gençleri görünce perçinlendi, güçlendi.

Gelecek hep güzel olacaktır. Geleceği getirecekler böyle güzel oldukça.

Demokrasi Aşığı Devrimcilik

26 Mart 2011 / Ömer Yıldız

Demokrasi egemenlerin buldukları en önemli kavram. Ancak hiçbir dönem teorik tarif üzerindeki demokrasi yaşanmamıştır. Roma’da asiller demokrasi aşığıydı geçmişte köleler değil. Kadınlar çok yakın zamanda demokrasinin içine alındı. İran’da da demokrasi var. Kan emici Amerika’da da. Demokrasi ne demekse hep egemenlerin işine yarıyor.