KESK’te Delege Sezonu Açıldı

21 Kasım 2010 / Ömer Yıldız

Soru şu olmalı: Sizin için bu illerden delege çıkarmak mı önemli, yoksa üye sayıları 400’ün altına düştüğü için artık şube olmayan illerin tekrar şube olması mı? Sizin için delege önemli olabilir. Bizim için sendika önemli. Biliyoruz ki pek çok şubede durum bu şekilde. Bizler üyeleriz. Sendikanın asli unsurları, sahipleri. Bizi rahat bırakın. “Gölge etmeyin”.

Devrim daima gençtir

19 Kasım 2010 / Ömer Yıldız

Eğer çocuğunu büyütürken sosyalizmi değil de liberal hayatta nasıl yükseleceğini anlatmışsan pek çoğunun yaptığı gibi üniversiteye giderken “evladım siyasetten uzak dur, önce okulunu bitir” demişsen, çocuğunun okumasını sınıfına hizmet için değil sınıf atlamak için istemişsen sana gençlik “boş” gelir.

Bilmeyen devlet, görmeyen sendikam KESK

13 Kasım 2010 / Ömer Yıldız

KESK, benim geçmiş mücadelemizle gurur duyduğum, emek mücadelesinin en sınıftan yana örgütü bilemiyor Tekel İşçilerini. Kesk bu hale mi gelmeliydi? Formül uygulamak gerekir sanırım. Taban formülü. Sınıfa dönme formülü…

Umut CHP olmuşsa vay sosyalistlerin haline…

6 Kasım 2010 / Ömer Yıldız

Mücadelenin en temel unsuru olan işçilere Tekel işçilerine destek vermiyorsunuz. Hatta bazılarınız eleştiriyor. Çünkü çadırda nasıl yatılır bilmiyorsunuz,unuttunuz. Çünkü asgari ücretle yaşamıyorsunuz.

Devrimcilik sizin için hobi, asıl işiniz konuşmak..

SBS Sınav İptali

4 Kasım 2010 / Ömer Yıldız

Elemeden başka bildikleri sistem olmadığından henüz 13-14 yaşındaki çocuklara “elenme” travması yaşatırlar. Ailelerce ve bazı öğretmenlerce “çok önemli” olarak düşünülen bir sınavı kaybetmenin ezikliğiyleçocuklar yaşamlarına devam ederler.

Bize borcunuz var

30 Ekim 2010 / Ömer Yıldız

Bizim için yapın; sosyalizme umut bağlayanlar için aklınızı birleştirin. Siz sonra kavga edecekseniz edin ancak sosyalistlere bir yol çizin üç beş patikası olsa bile.

Bize borçlusunuz; biz hep sizlerin sözünü dinledik uyguladık. Bize borcunuz var.

Bu ülkenin çocukları.

27 Ekim 2010 / Ömer Yıldız

Bilinçli travmada tutulur bu ülkenin çocukları.

Sorunlarından başka bir şeyle uğraşmasınlar diye…

İşçisiz devrim olmaz

25 Ekim 2010 / Ömer Yıldız

Sevgili TEKEL işçileri haklı davanızda yanınızdayız. Ancak unutmayın ki sizin tarihsel misyon gereği “devrim” yapmak gibi bir zorunluluğunuz var. Dili boyundan uzun olan maalesef ki bizleriz. Sizin boyunuz dilinizden uzun olsun. İşçisin sen işçi kal.

Değişime izin verin!

20 Ekim 2010 / Ömer Yıldız

Ülke 12 Eylül’ün izlerini silmeye çalışıyor. Sosyalizm kanadında da 12 Eylül öncesinde kalmış olanları, değişen dünyada dünü yaşayanları köşelerine davet ediyorum. 12 Eylül bazılarınızı nakavt etmiş. Bırakın dirençli kalanlarla yeniler devam etsin. Sizler, değişmeyenler, mücadeleye zarar veriyorsunuz.

657 sayılı DMK değişiklik taslağı

17 Ekim 2010 / Ömer Yıldız

657 sayılı DMK değişmelidir. Ancak anlaşılıyor ki bu değişiklik de anayasa değişikliğinde olduğu gibi, yasanın muhataplarından görüş alınmadan nihai hedef olan “sözleşmeli istihdama” doğru hızlı adımlarla gidişin göstergesi gibi geliyor. Direnmek lazım. Örgütlü direnmek lazım. Örgütlerin tabanını dinleyip doğruları söylemesi lazım.

KESK’in keskin düşüşü

10 Ekim 2010 / Ömer Yıldız

Kesk tabanına güvenmemektedir. İzlediği yanlış politikalar sonucu tabanla bağı kopmuş ve iletişim kaybolmuştur. Tabanla kopan bağdan sonra beslenemeyen örgüt yöneticilerin eline bırakılmış ve onlarda beslenemedikleri tabanla zıt işler yapmışlardır.

Bugün “güz” topladım.

3 Ekim 2010 / Ömer Yıldız

Anadil talepleri egemenlerce bölücülük olarak anlaşılırken, yaşamda anadili ile ifade etmeye çalışıp anlaşılamayan resmi dille kendini ifade edemeyen insanların “insani” durumlarını anlamaya neden çalışmazlar. Neden insani bir durum bölücülük olarak anlatılır.

Güçlü müttefik güçlü Türkiye

30 Eylül 2010 / Ömer Yıldız

Son günlerde ABD’yi aklama, Türkiye’de yapılan darbelerden sıyırma ve kamuoyunda imajını yükseltme çabaları var. Ben de ABD’nin ne kadar iyi bir “dost ve müttefik” olduğunu sizinle paylaşmak istedim; ABD’yi sevelim!!!

Ana dil

25 Eylül 2010 / Ömer Yıldız

MEB Ermeni okullarında kitapları Ermenice basarak bir ilk yaptığını söylüyor, aynı bakanlığın hükümeti ana dilde eğitimi “bölünme” gerekçesi sayarak tabanına “bölünmeye engel olduk” söylemiyle çıkıyor. Acaba hangisi ile övünüyor? İkisiyle birdense tuhaf bir durum var.

Eğitim zili çaldı: O “kul”lar bu “okul”larda yetişecek!

20 Eylül 2010 / Ömer Yıldız

Öğretmenin okutacağı dersin kitabını seçme hakkını kaybettikten sonra kitabın içeriğine bakmaz oldu. Savcı ve yargıçlara üst mahkemelerdeki üyeleri seçme hakkı veren demokrasi aşığı! AKP, öğretmenin kitap seçme hakkını elinden aldı.

Göllerimize, kuşlarımıza, doğaya sahip çıkamadık

17 Eylül 2010 / Ömer Yıldız

Ve acı son, geçtiğimiz hafta Göl metan gazı çıkardı. Binlerce belki milyonlarca kuş öldü. Göllerin yüzeyi ölü ve baygın; ölmeyi bekleyen kuşlarla dolu. Hiçbir gazetede çıkmadı. Devlet referandumdan, ölen kuşları görmedi. Dünya zenginliği, doğa misafiri binlerce kuş, onlara kötü ev sahipliği yaptığımızdan öldü. Emanete sahip çıkamadık.

Herkes sınıfını yaşar

14 Eylül 2010 / Ömer Yıldız

Burjuva hukuku darbecilere “ceza” verirse “ödeşmiş” mi olacağız? Ey “sos-sosyalistler”. Zaten burjuva düzeninin piyonlarını, burjuva mahkemelerinde yargılayınca 12 Eylül işkence haneleri çiçek mi açacak. Siz öyle bir şey yaptınız ki, onların istediği düzene, isteyerek Taraf oldunuz. 12 Eylül darbecilerinden devrimcilerin alacağını sonsuza kadar ertelediniz.

“Demokratik özerklik”

11 Eylül 2010 / Ömer Yıldız

“400-500 yıldır uygulanan ulusal kimliğe dayalı yönetim kapitalizmin dayatması bir yöntem olarak uygulandı ve sürecini tamamladı” açıklamasından sonra, kapitalizmin işlevini devam edebileceği yeni bir sistem önermek ne derece “devrimcidir”. Hem merkezi yönetim hem de yerel yönetimin kapitalist sistem uyguladığı insanların halini düşünmek bile istemiyorum. İronik bir şekilde insanlara kapitalizmin en vahşi halini yaşatıp devrimci yapmaksa niyet sanırım bu da olmaz. Üstelik yerel anlamda ulusallık daha da güçlü hale gelecek.

Toplu görüşme süreci özeleştirisi

3 Eylül 2010 / Ömer Yıldız

Sizin göreviniz sendikaların bürokratik yapısını devam ettirip; bütçe ayarlamak, çalışan işçilerle cebelleşmek, direnişçi Tekel işçilerini “teşhir ve tecrit” etmek, delegelerin nabzını ölçmek değil. Sizin göreviniz devrim tarihinde önemli bir basamak olan Kesk’in emekçi mücadelesine katkısını en üst düzeye çıkarmaktır.

“Toplu görüşmeci sendikacılık”

31 Ağustos 2010 / Ömer Yıldız

Kamu Sen’in düştüğü sendika aidat ödentisi yanlışını son toplu görüşmede Memur Sen yapıyor. Her iki “toplu görüşmeci sendika” da fiili meşru mücadele yerine bu tür yöntemlerle nicel artış hedefindeler. Aynı yöntemlerle “bileşik kaplar kanunu” doğrulamaktan başka emekçilere bir şey veremezler.