“Devrimciyim” demeyen devrimciler

25 Ağustos 2010 / Ömer Yıldız

Hiç bir “salon söyleşisi” bana “Kör Ömer”in düğünde çaldığı etkiyi yapmadı.
Çünkü o halkın içindeydi. Çünkü o halktı. Başkasını dönüştürmek için çabalamadı. “Kendisi” oldu: Sınıfından bir insan gibi yaşadı. Burjuva yaşayıp “devrimciyim” demedi.

Kim daha solcu? Ya da solcu ne demek?

20 Ağustos 2010 / Ömer Yıldız

Kılıçdaroğlu’nun mitinglerine gidenler içerisinde 12 Eylül öncesi Devrimci Yol, Halkın Kurtuluşu gibi siyasetlerde yer alan pek çok fraksiyona mensup insanlar. Şimdi bu insanlar CHP’li. Solda lafazanlık sürdükçe, CHP’nin içimizden koparacağı daha çok olacak!

Zoruma gitti Ufuk Hocam

18 Ağustos 2010 / Ömer Yıldız

Daha seninle çok yolumuz var Sevgili Hocam.

Zoruma gitti sormam lazım “Hayırsızlarla” yol arkadaşlığı yapabilecek misin?

Karşıtlık

10 Ağustos 2010 / Ömer Yıldız

Sosyalist mücadeleyi liberaller gibi yapmayalım. Sıyrılın mülklerinizden. Liberaller, sosyalist devrim yapmaz. Liberalken ben, sosyalistim diyemem. Utanırım,darbelerde yitirdiklerimizden.

Die Linke

9 Ağustos 2010 / Ömer Yıldız

Die Linke halkın içinde bir sosyal demokrat parti. Türkiye’de solcular halkın içine girmeden iktidar olamayacaklarını bildikleri halde girmezler. Yoksul halk gibi yaşamak belki zor gelen. Belki de halk onlara devrimciliğin ne olduğunu anlatacak ve kendileri burjuva kalacak endişesi taşıyorlar. Salon devrimcilerinin son şansı. Bir an önce burjuva düşüncelerinizden kurtulup halkın içine girin.

Düzeni tersyüz etmek gerek

6 Ağustos 2010 / Ömer Yıldız

Önceden seçimleri sabaha kadar izlerdim televizyondan, sonuçları ne olacak? Hangi parti kazanacak? diye. Sonra bir seçimde anladım ki hiç biz kazanmıyoruz. Öyle ise onları seyretmek yerine işime bakayım.

Sosyalistler kapitalizm pazarında

5 Ağustos 2010 / Ömer Yıldız

Erdal Eren’den bahsederken, Terzi Fikri’den bahsederken isim üzerinden gidiliyor. Halka bu insanların mücadelesi anlatılmadan yapılan bir “çalma” işlemi. Tıpkı kapitalist sistemin CHE poster ve t-şortlarından para kazanması gibi.

Ben Spartaküs’ü bilirim ilk…

4 Ağustos 2010 / Ömer Yıldız

Üzgünüm beldemde gördüklerime benzemiyorsunuz. Onlar emekçi ama sosyalist değiller. Siz sosyalistsiniz ama emekçi değilsiniz. Onların sosyalist olması için sizin emekçi olmanız lazım.

Yasal çevre katliamları

2 Ağustos 2010 / Ömer Yıldız

“Gelişme” adı altındaki her çalışmada ormanın, çevrenin katledilmesinin önüne geçecek yasal düzenlemeler için çalışmalar yapılmalı. Yasal çevre katliamları engellenmeli.

Yeniden fiili meşru mücadele ve sendikalar

31 Temmuz 2010 / Ömer Yıldız

Yeniden fiili meşru mücadele zeminine dönmezsek sendikal yaşamda tarihsel bir hata yaparak gelecek nesillerin hak mücadelelerinin önünü tıkayacağız. Hep birlikte mevcut sendikal yapıları yıkıp birleşik sendikal mücadeleyi oluşturmalıyız.

“Dörtyol” ilçeydi, Türkiye’nin siyasi dörtyolu oldu

30 Temmuz 2010 / Ömer Yıldız

Bu gidişle Devlet siyasi görüşe ve etnik kimliğe göre gidilebilecek iller çizelgesi çıkaracak. Böylece memleketin neresine hangi siyaset ya da etnik köken girer bileceğiz. Siyasi Dörtyol… Ayrılıkçılığın dik alası! Bölünmenin devlet eliyle planlanması…

Karadeniz’de Kürt İşçi Olmak…

29 Temmuz 2010 / Ömer Yıldız

Sürekli yanında duramayacağın insanlarla “dayanışma” adı altında bir kaç saatlik destekler bir işe yaramıyor. Mevsimlik Kürt işçilerinin bir statüye ihtiyacı var. En azından geçici işçilik, mevsimlik işçilik ile ilgili statü.

SBS Tercihleri ve Öğrenci Yurtları

28 Temmuz 2010 / Ömer Yıldız

Artık özel yurtların tarikat yurdu olup olmadığını sorgulamaktan bir aşama ileriye geçip hangi tarikat yurdu olduğunun araştırıldığı aşamaya gelinmiştir. Özel yurtların yanında devlet yurtlarında da tarikat yapılanmaları hakim.

Sultandağı örneği: Köylülüğün durumu

26 Temmuz 2010 / Ömer Yıldız

Artık ezilenlerin memuru, işçisi, çiftçisi kalmamıştır. Birlikte mücadele edilmezse teker teker yok olacağımızın farkına varmak gerek.

Referandum ve Tek Parti İktidarı

21 Temmuz 2010 / Ömer Yıldız

Önce temsil ettiğin devlet adına 12 Eylül mağdurlarından “ÖZÜR DİLEYECEKSİN”; sonra ben onların açtığı yolda ilerlemeye çalışıyorum diyeceksin. Sosyalistlerin darbelere karşı verdiği mücadeleyi es geçip, yaptığın düzen içi değişikliklerle demokrat olunmaz.

Demokrasi mi İstiyorsunuz? DTP’yi kapatmayın!

21 Aralık 2009 / Ömer Yıldız

Tüm siyasetlerin birleşerek parti kapatma ile ilgili yasa değişikliği yapması artık samimiyet göstergesi değildir. Samimiyet, demokrasiden yana elle tutulur somut adımlar atılmasıdır.