Kadının değil, Başbakan’ın beyanı esastır

25 Şubat 2014 / Özcan Özen

“Kabataş olayı” artık bir olay olmadığının ortaya çıkmasından dolayı “Kabataş iddiası” olarak anılmadır. Kabataş iddiası “kadının beyanı esastır” ilkesinin ne kadar doğru ve anlamlı bir ilke olduğunu göstermiştir. Bu ilkenin tüm toplumun gözü önünde sahici bir uygulaması gerçekleşmiştir. Ama yine de bir fark ile; bu soruşturmada gerçekten kadının beyanının esas olması ilkesiyle hareket edilmiş olsaydı.

Sırlar odası: Roboski ve devletin siyaseti, İmralı ve komünistlerin siyaseti

15 Ocak 2014 / Özcan Özen

Soldan komünistlere kadar tüm siyasi yelpazeden hafiyeler haklı: Halktan gizli bir siyaset olamaz. “Komünistlerin bir bütün olarak proletaryanın çıkarlarından ayrı ve farklı hiçbir çıkarı yoktur” ve dolayısıyla halktan, proletaryadan gizleyecek bir şeyleri olamaz.

meydanda

“Kahramanım Benim!”

1 Kasım 2013 / Özcan Özen

“Kahramanım Benim!” Sayın Vekilim’den Başkanımız’a “Seçmece Bunlar!” Süpermen aynı zamanda gazeteci olmasaydı, sıradan insanlar bir felaket ya da kötülük karşısında  kafalarını gökyüzüne kaldırıp kurtarıcı kahramanlarının bulutların arasından uçarak gelmesini beklemezlerdi. Çünkü kahramanlar insanların ve gündelik hayatın içindedirler ve bu yüzden kurtarıcı rolünü oynayabilecekleri olaylardan haberdar olurlar. Aksi halde birlik olup kendi başlarına kurtulabilecek kitleleri ikame edemezlerdi. Clark…

Read more →

6.7.13 2

Devletin sözü, halkın tebligatı – Özcan Özen

7 Temmuz 2013 / Özcan Özen

Yaklaşık 5 bin kişi her zamanki coşkusuyla beraberce Taksim’e gitmek için Altıyol’da buluştu. Günlerden cumartesi, tarih 6 Temmuz’du. Tebligata gidilecekti. Mahkeme Taksim yayalaştırma projesi ve Gezi Parkı’nda yapılması planlanan Topçu Kışlası projelerini iptal etmişti ve bu karar Valiliğe, Büyükşehir Belediyesi’ne ve polise tebliğ olunacaktı.

Diren Lice

Ayaklanma yürüyüşü öğreniyor: Gezi tekrarlanamaz, aşılır! – Özcan Özen

28 Haziran 2013 / Özcan Özen

Kitlenin sahip olduğu mücadele ruhu ile şu an yüklenilse Gezi Parkı’nın tekrar özgürlüğüne kavuşturulacağından kimsenin şüphesi yok. Bu bir kez başarıldı ve nasıl yapılacağını herkes biliyor. Bu yordam bilince çıkarıldı ve bilgi haline getirildi. 31 Mayıs-1 Haziran günlerine dönmek istemeyecek yok; ne var ki 7 Haziran ve sonrasına dönmek isteyecek de yok.

Ne içip, ne yesek de Türk kalsak?

27 Nisan 2013 / Özcan Özen

Tayyip Erdoğan’ın “ayranın milli ‘içki’miz” olduğu çıkışının bir yenilik olmadığını Türk Solu dergisinin bunu çok daha önce yaptığını, kültürün milliyetçiliğe sığdırılma gayretinin bir yanılsamadan ibaret olduğunu gösteren artık alışık olduğumuz bir örnek olduğunu hatırlatmak istedik

Sansür komedidir ama trajedi de yaşatabilir

17 Ocak 2013 / Özcan Özen

Şu an Fareler ve İnsanlar ile Şeker Portakalı’nın satışları muhtemelen artmıştır. Ahmet Şık’ın İmamın Ordusu kitabının dijital kopyasının indirilmediği kaç bilgisayar vardır acaba? Geceyarısı Ekspresi filmini zamanında seyretmek için ne kadar uğraşmıştık: BetaMax, VHS videokasetleri bir gizli ajan titizliğinde saklar, taşır ve seyrederdik.

Başkanın adamları değil, Partili Bireyler

2 Aralık 2012 / Özcan Özen

15 Ekim 1923 tarihinde Bolşevik partisi içinde bir grup emektar Bolşevik bir bildirge yayınlar. İmzacıların sayısından dolayı “46’lar Bildirgesi” olarak anılan bu metin aslında “Parti içi durum üzerine deklarasyon” başlığıyla Rusya Komünist Partisi (RKP) Merkez Komite Siyasi Bürosu’na gönderilen bir mektuptur.

Yıldıray Oğur’dan Rıza’nın İmalatı

8 Mayıs 2012 / Özcan Özen

Berktay ve Oğur’un yüz binleri ve onların geçmişlerini küçümseyen tavırları ve insanları komplo uyduracak denli yalancı çıkartma gayretleri, beyanları kabul edilebilir değil. Üstelik bunları da sadece “Ben” diyerek yapıyorlar, “Ben” dışında hiçbir kanıt ileri sürmüyorlar. Bu megalomani olabilir mi? Tıp, tam da bu noktada devreye girmez mi? Hepsinden önemlisi çare var mı?

“Tetikçi Halil Berktay’dı!”

4 Mayıs 2012 / Özcan Özen

Daha da yıllar sonra benzer bir yeteneksizlik sergisini Taraf gazetesindeki köşe yazılarında açtı Halil Berktay. Burada bıkıp usanmadan ve onu en çok güdüleyenin hınç olduğunu aşikâr edecek umarsızlıkla sosyalistlere, sosyalizme ve Marksizme saldırıp durdu. O kadar bilgiçti ki Çelik Bilgin bile onun yanında mütevazı kalırdı. Sık sık “teori” üretir ve “teorik” eksiklikler tespit edip “buraların çalışılması gerektiğini” bildirir; çayı koymaz, sofrayı toplamaz. Bunlar parya işleridir, onun gibi yüceler yücesi bu sıradanlıklarla uğraşamaz. Sayesinde “kibir”in adı değişmiştir.

Anadilde otuz beş

9 Ocak 2012 / Özcan Özen

O ölen 35 Kürt 35 Türk’e eşit, denk, özdeş mi? Kürt olmasalar ölmeyecek 35 kişi mi? Kürt olmasalar kaçakçılık yapmak zorunda kalmayacak 35 kişi mi? Kürt olmasalar köyleri boşaltılmayacak ve ekmek parası için Batı’daki şehirlerde inşaatlarda, tersanelerde iş güvencesi ve güvenliğinden yoksun olarak ve diğerlerinden daha ucuza çalışmak zorunda kalmayacak ve iş kazasında ölmeyecek olan 35 kişi mi? Kürt olmayacak olsalar ölmeyecek 35 kişi… Türkçede otuz beş kişi artık ölümle anılıyor.

Anneniz Türkçe Yazmayı Öğrenmeseydi Kürtleri Anlayamazdınız

12 Ekim 2011 / Özcan Özen

Kürtçeye bir fırsat verilmesinden çok Türkçeye ve bir başka dile ayrıcalık tanınmasına son verilmesi talep edilmelidir. Böylelikle lafazan liberallerin demogojilerine son verilebilir ve gerçek bir mücadelenin önü açılabilir. Böylelikle işçi sınıfı bu mücadelenin gerçek sahibi olarak öne çıkabilir ve her türlü milliyetçi, şoven bakteriden temizlenebilir.

Zana’nın Bakışı

3 Ekim 2011 / Özcan Özen

Ahmet Altan’da diyor ki Meclis’te Türklük hakkında yemin ettirilmezse Kürtlere, Leyla Zana’nın gözlerine bakıp nutkumuz tutulup put gibi kalacağımıza alkışlarsak, bir tutam bal çalarsak Kürt meselesi çözülür. Yani sorunu çözmek için her şey denenebilir… özgürlük hariç. O gözlerdeki özgürlük isteği dinmez, biliyor ve korkuyor. O yüzden elden bırakmıyor kurnazlığı, ezenin “uygarlık taşıyan” kendinden menkul misyonunu: O tutsak alınamayanın bakışlarından özgürlüğü değil duygusallığı çıkaracak ve onunla kandıracak.

Ermeniler ya da Mahkûmlar Yolda Ölünce Devlet Masum Olur mu?

20 Eylül 2011 / Özcan Özen

Bir devlet her şeyden önce zor/şiddet araçları tekelidir. Devlet vatandaşlarının sahip olduğu zor araçlarının (silahlarının) vatandaşın elinden alınması (gönüllü ya da zorla) ve tek elde toplanmasının mutabakatıdır. Bu uzlaşı aynı zamanda zor ve şiddet araçlarının kimlerinin elinde ve ne oranda olacağını da belirler. Bugün Türkiye’de, örneğin, zabıta (bir zor kullanma merci) silah taşıyamaz, polis ağır silah bulunduramaz, savaş uçağına ancak ordu sahip olabilir.

“London is Burning” Kapitalizmi Korkutan Notalar

13 Ağustos 2011 / Özcan Özen

Öfke bağrında büyür işçilerin, ki tıp öfkeyi kontrollü uyuşturucu tedavisiyle yumuşatır ve adını değiştirir: Stress. Öfkesi geçmez proletaryanın şimdi durulur olaylar; günler bir sonraki öfke nöbetine gebe kalır.

Liberaller Kürtleri “Bidon Kafalı” ya da “Göbeğini Kaşıyan” Sanıyor

25 Temmuz 2011 / Özcan Özen

Liberaller ister hapishanede olsun, ister dağda isterse Meclis’te tüm Kürt siyasetçilerin ağızından çıkan her cümlenin ardında, satır aralarında, imlasında birbirlerine karşı yöneltilmiş bir rahatsızlık, huzursuzluk, farklılık aramakta ve bulamadığında da icat etmektedirler. Çünkü böylesi bir ayrıntı zat-ı alilerince derhal bölünme emaresi olarak yorumlanacaktır.

Kürtler Liberalleri Üzdü

16 Haziran 2011 / Özcan Özen

Özgürlük Blokunun milletvekili sayısını 36 olmasına bakıp “her şeye rağmen seçilebiliyorsunuz” diyorlar ve ekliyorlar “o halde silah bırakın, teslim olun.” Devlet söylemini tek bir harf bile değiştirmeye gerek duymuyorlar liberallerimiz.

Manifesto’da “Fransız Kalmak,” Diyarbakır’da “Türk Kalmak”

8 Haziran 2011 / Özcan Özen

Tayyip Erdoğan Diyarbakır’da Kürt sorununa tam anlamıyla Türk kalmıştır. Türkçe konuşmaktadır; Osmanlı dönemindeki din mayasının tutacağını düşünmektedir; ekonomik etkinliğin artmasının, ranttan ve ücretli emek sömürüsünden pay alanların çoğalmasının (ki sömürü oranının artmasıyla ve taşeron kademelerinin çoğalmasıyla gerçekleşiyor) siyasallaşmanın önüne geçeceğine inanmaktadır.

Seçim Öncesi Bahaneler Seçim Sonrası Tehlikeler

24 Mayıs 2011 / Özcan Özen

Blok ve sosyalist bağımsız adaylara sahip çıkılmalı, yüksek oy oranlarıyla Meclis’e gönderilmeli, yemin töreninden hemen sonra seçim bölgelerine geri çağrılmalı ve yerel meclisler oluşturmaları, gölge hükümet kurmaları için teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Seçtiklerin tanınmıyorsa seni tanımıyorlar demektir, sen de onları tanıma.

En Yeni Liberal Oyun: “Yetmez Ama EVET – 2”

29 Ocak 2011 / Özcan Özen

12 Eylül halkoylaması akşamında milletin gözü önünde Burhan Kuzu’yu “yeni anayasa çalışmalarına hemen başlamak” üzere görevlendiren başbakan iki üç hafta sonra yeni bir anayasa talebini sert bir üslupla seçim sonrasına ertelediğinde; liberal cenah buna feveran edeceği yerde, sus pus olmuştu.