Halkoylamasından Seçime Siyasetin Sürekliliği – Yüzde 10 Cephesi

20 Ocak 2011 / Özcan Özen

“Halkoylamasındaki üç farklı tutum alan sol, gerekçelerinin arkasında duracaksa seçim barajının düşürülmesi için burjuvazinin insafına sığınmamalıdır; çünkü burjuvazi için seçim barajı, aynı zamanda bir sınıf siyasetidir: Neo-liberal politikaların yürütüleceği zemini düzler. BİZ, bunu onun elinden alabiliriz. Eğer yüzde 10 seçim barajını bir kez aşabilirsek bin kez aşabileceğimiz kanıtlanacak ve barajın itibarı da hükmü de kalmayacaktır.”

Yüzde 10 Cephesi: Ayrı Duranların Ortaklığı

18 Ocak 2011 / Özcan Özen

Bir sıçramaya ihtiyacımız var. Hemen bugün elde edeceğimiz bir zafere; üzerimizdeki ataleti, yenik ruh halini söküp atacak bir galibiyete. İktidarın bir yumurta sertliğinde sallanmasına tanık olduğumuz andaki hoşnutluğa.

Kanuni’nin Kaseti Çıkmış!?

9 Ocak 2011 / Özcan Özen

Bazı tarihçiler Osmanlı’ya “Üçüncü Roma” demeyi sever fakat “Muhteşem Yüzyıl”da göreceklerimizden sonra, muhtemelen, “İkinci Bizans” diyenimiz çok olacaktır. Belki o zaman bir üniversite öğrencisinin bitirme ödevini porno film olarak çekmesini hiç konuşmayacağız.

Melih Altınok ve Liberalizmin Şovenliği

5 Ocak 2011 / Özcan Özen

Liberal, insancıl, komünist ya da eşcinsel olduğun için devlet tarafından ayrık otu muamelesi görmüş, kimliğin nispetinde uğradığın eziyet, şiddet ve mağduriyet katmerli kılınmış olabilir. Fakat ezilen ulusla hele de artık ezilen olmak istemediği için mücadele eden ulusla kıyaslandığında nasibine düşen yine ayrıcalıktır.

Bildiğiniz “Yumurta”, İçinden Faşizm Çıkmaz!

15 Aralık 2010 / Özcan Özen

Hemen hepsi sosyalist ve Marksist kimliklerini terk etmiş olmalarının övüncüne ekledikleri yapmacık kibarlıkları ve demokrat rüküşlükleriyle birer sonradan görme entelektüel

Taner Akçam ya da “Miloseviç’i Bulmak”

6 Ekim 2010 / Özcan Özen

Taner Akçam’ın utanç duyulacak benzetmelerinin ne kadar zorlama olduğunun tekrar tekrar üzerinde durmanın gereği yok. “Mahalle” metaforu ise, içine o kadar çok şey doldurarak oluşturulmuş ki neredeyse tüm dünya tarihini izah etmek için bir formül haline dönüştürülmüş.

Nefret ediyorum iyimserliğinizden!

16 Eylül 2010 / Özcan Özen

Ne zannediyorsunuz yahu? Kapı aralandı ve şimdi dar bir demokrasi koridorundan geçip salon salamanje bir özgürlük diyarına mı varacaksınız? Hey, aklınız başınızda mı sizlerin? 30 yıl geçti be! 30 yıl… Tüm vücudu titreyen, akli melekelerini yitirmiş ihtiyarları mı? Bugüne kadar onlara acıyıp yaşatan Tanrı bile artık onlardan vazgeçmiş, görmüyor musunuz?

Anayasayı leylekler getirmez!

8 Eylül 2010 / Özcan Özen

EVETçi sosyalistler saçlarını başların yolmak üzereler, başlangıçta biraz utanarak, sıkılarak EVET diyorlardı ama oylama günü yaklaştıkça utanmayı bıraktılar: Evet dışında bir seçeneği dillendirenleri hiç ama hiç anlayamıyorlarmış, nasıl olur da Hayırcı ve Boykotçu sosyalistler 12 Eylül rejiminin değişmesine karşı olabilirlermiş.

Lenin bir gün kütüphaneden çıkar ve Diyarbakır’a gider

6 Eylül 2010 / Özcan Özen

BDP’nin güçlü olduğu şehirlerin dışında işçi sınıfının buna hazır olmadığı, bilinç ve mücadele düzeyinin yüksek olmadığından hareketle boykot değil HAYIR demek gerektiğini savunan sosyalistler hiç de az değildir… Sınıfın en bilinçli kesiminin üç yıl önceki deneyiminden hareketle bu kesimin boykota hazır olduğu açıktır.

Korkmayın, EVET’iniz Kürtlere de yeter!

3 Eylül 2010 / Özcan Özen

12 Eylül darbesini yapanların yargılanmasının yolu açılacak diyerek EVET diyenler son askeri şura öncesi 102 generalin tutuklanması kararı ve sonrasında yaşananları hatırlamalıdır. Kitlelerin arkasında etkin bir şekilde durmayacağı hiçbir yargılama darbecileri mahkum edemeyecektir. Ancak kitlelerin, siyasallaşan insanların yaratacağı bir anayasa sivil ve demokratik olabilir.