Eyüp Can’a Sorular

30 Ekim 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Bırakın devletin itibarını “devlet” korusun, onu da “yapabiliyorsa” yapsın. Türkiye’nin protestoya dahil olması Türkiye için “onur” olabilecek bir durumdur. Yoksa Allah korusun Türkiye’de bir Kürt Baharı yaşansa siz dahil köşecilerimizin yazacakları şimdiden kanımı donduruyor.

Salonda da Sokakta da Yanlış Cumhuriyet!

28 Ekim 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Cumhuriyet dendiğinde aklınıza hala “şapka devrimi” ya da “milli eğitim” yahut “kadınlara verilen” o malum haklar mı geliyor? Öyleyse ya tarihe bakışınız bir ilkokul kitabının pirelenmiş sayfalarında takılı kalmış yahut “cumhuriyet” dediğimiz şeyin aslında araçsallaştırılarak 89 yıllık tarihi boyunca “çelik bir zırh” gibi kuşanılan bir masal olduğu gerçeğine pek de takılmamışsınızdır.

Depremle Korkutup Ağaoğlu’na Razı Etmek

23 Ekim 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Felaket kapitalizminin yeni stratejisinin bu kadar proaktif olması belki de bundan. Öyle ya, İstanbul mevcut ekonomik sistemin kalbi ve buradaki fiziki yapının yıkılması, “kurtarılamayacak” bir bilgi toplumu krizi yaratır, üstelik Ağaoğlu gibi kapitalistler, “yıkılmış bir İstanbul” üzerinden yeterince kar edemezler.

Mesai Saati Sonrası Aktivizmi ve Öfkeyi Örgütleyememek

20 Ekim 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Kürtler ve Türkler fark etmeksizin antikapitalist bir mücadele örmek bugün bu çok katmanlı siyasal arenada gittikçe zorlaşıyor. Herkesin kendini bir şey karşıtı olarak tarif ettiği coğrafyada; karşıtı olduklarımızı güçlendirmek dışında bir işlevimiz yok; eylemliliklerimiz proaktif değil, söylediklerimiz popülizm sınırlarını aşamıyor, dahası figürler arasına sıkışmış, kültler arasında son nefesini vermekte olan siyasetimiz “ölümle” pençeleşiyor. Üstelik bu ölüm açlık grevleriyle beraber artık “fiziki” olarak da kendini doğrulamaya doğru gidiyor.

Wilgenburg: Ortadoğu ve Kürt sorunu (Röportaj)

26 Eylül 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Suriye krizi Türkiye’de birçok problem yaratıyor ve İran ve Suriye ile tansiyonu yükseltiyor, ve tabii ki iç problemler de var. Kürt partleri kendi rollerini oynuyorlar bu konuda.

Siyasetin iletişimsizliği, iletişimsizliğin siyaseti (2)

11 Eylül 2012 / Sarphan Uzunoğlu

“Bazen insanlar sanki kurtuluşlarıymış gibi kölelikleri için çabalar” demişti Spinoza. Haklı mıydı diye sorduğumuzda vereceğimiz yanıtlar ruh halimize ve gündeme gore değişken olabilir; ancak medya evreninde yaşadıkça ve medium’a yaslandıkça umutsuz bir çağın elçileri olduğumuz gerçeği yüzümüze vuruluyor.

Yunus Öztürk: İşçi Eylemlerini Görmeme Kararı Alan Siyasi Hareketler Var!

10 Eylül 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Sol Defter izlediği yayın çizgisiyle işçi sınıfı içinde aşağıdan gelme hareketlere, yerel işçi deneyimlerine, bağımsız bir işçi hareketinin oluşmasına katkı yapmayı her zaman sürdürdü.

Siyasetin İletişimsizliği, İletişimsizliğin Siyaseti – 1

8 Eylül 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Garip bir biçimde AKP bugün tartışmasını “içeriye çekerek” sağı merkezinden daha sağına içinde toplarken coğrafyamızdaki sol, özgürlükçü ve devrimci siyasetler olarak tartışmayı dışarda yürütmeyi tercih ediyoruz.

Düşüncesiz, Sorgusuz, Emeksiz Bir Üniversite!

26 Ağustos 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Bugün düşüncesiz, sorgusuz, emeksiz bir üniversite yaratıldıysa, bunun arkasında en çok da devletin “tutukla, götür, geri gönderme” politikaları ve yurttaşların terörizasyon süreci vardır, bu fazlasıyla doğru bir tanım olacaktır; ancak kaçınmamamız gereken bir gerçeklik var ki, iletişim çağında neoliberalizme ve aygıtlarına karşı vereceğimiz mücadelenin proaktif ve dahi agresif bir zemine ulaştırılması şarttır.

Akademi ve AKP Öğrencilerden Ne İstiyor?

3 Ağustos 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Toplamda 1000’i aştığını söyleyebileceğimiz tutuklu öğrencilerin sayısı, istatistiksel olarak dünyaya ya da Türkiye’ye çok şey söylemiyor. Buna eminiz. Zaten başından beri öğrencilerin ve tüm siyasi tutsakların istatikleşmesi ve AKP’nin bu isimleri “ileri demokrasi” sürecinde pazarlık kalemi haline getirmesi bu sürecin işleyişi hakkında bize fikir veriyordu.

BDP-CHP İttifakı Diyenler Yanlış Yeri Kaşıyorlar

18 Temmuz 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin tarih boyunca Kürtlere ettiklerinin faturasını kesecek güncel muhataplar arıyorsak; AKP’siyle, CHP’siyle, MHP’siyle bu fatura günümüzün düzen partilerine eşit oranlarda kesilmelidir.

Redhack, Terörizm ve Propaganda

7 Temmuz 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Redhack bugüne dek gerçekleştirdiği siber eylemlerle sahiden ciddi bir kitlenin “hayranlığını” kazandı, sosyal medya hayranlığının “retweet”, “favourite”, “follow” üçlüsü etrafında gerçekleştiği düşünüldüğünde Türkiyeli kızıl hackerların yaptığı işin doğru bir analiz gerektirdiği şart; ancak bu sabah gelen “terörizm” haberiyle işe başlamak şart.

İdris Naim Şahin: Karikatürleştirilmiş Otoriterizmin Karanlık Öznesiyle Mücadele

27 Mayıs 2012 / Sarphan Uzunoğlu

İdris Naim Şahin hakkındaki düşüncelerimizi bir “birey” üstünden ortaya koyar ve İdris Naim Şahin’ler yetiştiren devlet ve halk geleneğini tartışmazsak karşımıza yalnızca karikatürleşmiş bir özne çıkacağı ortada…

Foti Benlisoy: “Adeta Laboratuvarlarda Üretilmiş Devrim Beklentisindeyiz”

8 Nisan 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Özellikle son dönemlerde dünyanın dört bir yanında devrim dalgaları yayılıyor. Ceketini alıp sokağa çıkan kitleler yeni bir tarihin yazım sürecinde özneleşirken birileri onları ajanlıkla suçluyor diğerleriyse onlara devrimcilik atfediyor. Tüm bu kafa karışıklığı ve siyasal belirsizliklerin arasında Fransa ve Yunanistan’dan, Arap Devrimi, ‘The Occupy’ Hareketleri ve Kürt İsyanına 21. Yüzyılın İlk Devrimci Dalgası isimli kitabı vesilesiyle Foti Benlisoy’la dünyayı saran dalgayı konuştuk.

Başkalarının Savaşında Ölmek!

17 Mart 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Yasaları tersinden okursak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek diye bir suç da var; peki ya bu noktada örneğin Recep Tayyip Erdoğan’ın “biz ve siz” dili AKP’liler ve diğerleri şeklinde bir mesajı içermiyor mu? Kemal Kılıçdaroğlu’nu defalarca suçmuş gibi “Alevi” olma durumuyla anması bir faşist propoganda türü değil midir? Aralarında böylesine polarizasyon oluşan iki siyasi görüşün mezhepsel bir çatışmayı böylesine alevlendirmeisi “günlük siyaset” iken, bizim kendi arkadaşlarımız ve kendimiz için “Ölmeyin, öldürmeyin” diyebilme hakkımız neden elimizden alınıyor?

4+4+4 Hakkında BDP Ne Düşünüyor?

14 Mart 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Eğitimde niteliği artıran tek şeyin teknoloji olmadığı dile getirilirken öncelikle eğitimin temel sorunlarının çözülmesi, okulların fiziki, sosyal alt yapıları güçlendirilmesi, eğitim emekçilerine insanca bir ücret ödenmesi, anadilinde eğitimin önündeki engeller kaldırılması, eğitim herkesin erişimine açık ve ücretsiz bir yapıya kavuşturulması gibi öneriler yapılıyor.

Kapitalizmin Prestiji Egemen Bağış ve ODA TV’yi Buluşturdu!

9 Mart 2012 / Sarphan Uzunoğlu

ODA TV bir ‘patron kuruluşu’ değilse, meşruiyetini Kürt hareketine saldırmak yahut Ali Sabancı’yla aynı mecrada bulunmaktan başka bir yerde aramalıdır; belki o zaman üzerlerindeki milliyetçilik etiketinden az da olsa kurtulabilirler, bunun için çok geç olsa da…

‘Karikatür Çizen Çocuk’ Mehmet Çağçağ veya Muktedirin Diliyle Sanat

4 Mart 2012 / Sarphan Uzunoğlu

İktidarın dili tarih boyunca kültürün de belirleyicisi olmuştur. Karşıtı olarak muhalefetin kültürünü, muadili olarak da yancılarının ve doğrudan destekçilerinin dilini belirlemiştir. Oyun, hep muktedirin dili ve alanında oynanmıştır. O kadar ki, muhalifler bile var olan kültürel-siyasi şartlar içinde söylemlerini ve eylemlerini gerçekleştirirler; ancak bir toplumun bilinçaltı, eldeki tüm şartlara rağmen değiştirilemez durumdadır; çünkü en ciddi taciz ve inkâr toplumların bilinçlerinde gerçekleşir.

Sevinç Altan’la Söyleşi: Yaratıcı Bir Siyasal Eylem Neden Sanat Sayılmasın?

2 Mart 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Sokağa çıkan, kamusal alanda hareket eden her iş demokratik bir ilişki kuracak, kitleselleşecek diye de bir durum yok. Nasıl yaptığın önemli. Meydanlara dikilen devasa boyutta, insanları ezen, tepeden bakan heykellerden söz etmiyorum bile. İsterse adı ‘barış’ olsun.

Barış, Demokrasi ve Orta Doğu’da Otoriterizm Karşıtı Fırsatlar

10 Şubat 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Bugün yaşanacak bir savaş emperyalizmin yıllarca uyguladığı ‘bölme’ politikalarını devreye geçirecek ve ‘emperyal taşeronların’ desteğiyle post-kolonyal bir süreç başlatacaktır.