sivas-katliami-4-780ffed7-1000x641

Madımak’ın Tarihe Cevabı Ne Olacak?

2 Temmuz 2014 / Sırrı Süreyya Önder

Bugün Sivas Katliamı tüm egemenlere, iktidara ortak olan herkese sorulacak olan bir sorudur. Bu sorunun cevabını ne ateş saklayabilir ne de küller örtebilir. Mühim olan bugünden sonra o katliama ve bu ülkenin tarihindeki tüm katliamlara verilecek cevabın ne kadar parçası olabileceğimizdir.

Solu toparlamak Sarıgül’ün ne kadar derdidir?

26 Kasım 2013 / Sırrı Süreyya Önder

Resmiyeti bırakıp doğrudan sorayım; Gürbüz Abi, bu senin toparlamacın kendisinden üçüncü tekil olarak bahsedip, Gezi Direnişi’ni kastederek, “Bir Sarıgül kendi düzenlemediği mitinge katılmaz” diyor. Adaylığını kastederek, “Bir Sarıgül, kazanmayacağı yarışa girmez” diyor. Ben bir ayıba daha imza atmadan sen bana bu zihniyetin soldaki yerini bi söyleyiversen de ben de rahat bir uyku uyusam!

okü

Occupy Gezi: Kentin ruhu ülkeyi ayaklandırırken

23 Haziran 2013 / Sırrı Süreyya Önder

#Occupygezi eylemleriyle başlayan bu süreç, günümüzde değiştirilemeyecek olan tek hakikatin sokak olduğunu, Kürt halkının defalarca kanıtladığı üzere Batı’daki Türkiyeliler’e yeniden kanıtlamış oldu. Şimdi tüm dünyada #ChangeBrazil sloganıyla yayılan eyleme de el veren bu ayaklanmayı doğru okumanın yolu, dünyayı yönetenlerin neoliberal iradelerini anlamaktan geçiyor. AKP Hükümeti ve belediyeleri temel stratejilerini çok uzun süredir neoliberalizm üstüne kurmuş…

Read more →

Direnen İktidardadır

13 Ocak 2013 / Sırrı Süreyya Önder

Kehanetlere pek inanmamak gerekir; ama illa ki yüzümüzü güldürecek bir neden arıyorsak, yıllardır Bölge’den Türkiye’nin dört bir yanına yayılan, ODTÜ’de, Galatasaray Üniversitesi’nde ve Türkiye’nin ruhunu satmamış onlarca üniversitesinde süregelen bu direniş hali, 2013 yılının olsa olsa muktedir için uğursuz 13 olacağını gösteriyor.

Ağam olasan Ömer Paşam olasan Ömer

13 Mayıs 2012 / Sırrı Süreyya Önder

Laçiner, bütün okuduklarından, öğrendiklerinden, yaşadıklarından geriye bir tek şeyi aklında tutsaydı böyle olmazdı. O da “Mazlumun yanında dur, sözünü zalime söyle” ilkesidir. Artık sol diye bir derdi kalmadığına göre bize düşen bir Urfa türküsü söylemektir.

Neoliberal Sistem Eğitimi Dizayn Ediyor!

30 Mart 2012 / Sırrı Süreyya Önder

Kimse eğitim sisteminin içeriğine dair bugüne kadar bir tek kelam etmedi, ne iktidar ne muhalefet. Yani bu müfredatın paçozluğu, bu müfredatın… Bu müfredattaki ayrımcılık…

Nebbaşlar ve Hz. Ebubekir’in Yaptığı Dua…

18 Temmuz 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Kınamak dünyanın en kolay işidir. Zor olan barış ve kardeşliğin harcını karmaktır. Bizden hesabı sorulacak olan budur. “Kınamak dışında ne yaptınız?” dendiği zaman verilecek esaslı bir cevabı olmayanlar öfke ve düşmanlığın kök salmasına çalışıyorlar. Bu davranış tarzının sadece yeni ölümlere yol açtığını görmek için yakın tarihi birazcık hatırlamak yeterlidir.

Kaybedilmiş Bir Seçmen Olarak Murat Belge ve Çevresinin Çevresi

6 Temmuz 2011 / Sırrı Süreyya Önder

“İktidar da aynen benim gibi düşünüyor, bu işte bir sıkıntı olmalı, en azından sınıfsal olarak” demez mi insan? Pijama ile yapılabilecek kadar rahat, dağınık ve konforlu bir siyaseti Türklere hak görürken, Kürtlerin niçin önünü iliklemesi gerekmektedir? İliklemezlerse bütün bu bombalar, gazlar, mermiler reva mıdır?

Ölmeseydik Ne İyiydi

30 Haziran 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Şimdi bizi Meclis’e çağırıyorlar. “Gelin dertlerinizi burada anlatın” diyorlar. Ben de Atatürk Barajı’nda kurulan ‘özel masa’yı hatırlıyorum. Meclis bu haliyle, şikâyet edeni de ‘bölücü’ ilan edecek bir ‘özel masa’ durumunda. Bunları dile getirdiğinizde dokunulur oluyorsunuz. Maazallah, hırsıza-uğursuza bend olan ‘dokunulmazlık’, bize gelince, ‘terör örgütü propagandası’ gibi ebegümeci bir kavramla anında berhava oluyor.

Aha Söyleyeceklerimiz Bu Kadar Arkadaş, Bombaysa Bomba, Gazsa Gaz, Daha Ne Edeceksiniz?

26 Haziran 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Başbakan, bize hitap etme, bize çağrı yapma. Çağrıyı sen, kolluk kuvvetlerine, ne lan bu diye, bu şiddet ne diye, onlara yap. Aha söyleyeceklerimiz bu kadar arkadaş, bombaysa bomba, gazsa gaz, daha ne edeceksiniz?

Seçim Notları II

14 Haziran 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Türkiye halkları, emek, barış ve özgürlüklerin savunulması anlamında blokumuza önemli bir destek sunmuştur. Savaşın dilini önceleyen diğer partilerin zaferi ya da hezimetinden daha önemli bir olgudur bu. Meclisi demokratik bir mevziye dönüştürerek özgürleşme ve ortaklaşma pratiğinde önemli işler görebiliriz. Uzun yılların, zihinlerde ve gönüllerde oluşturduğu tekçi kalıpları doğru ve sabırlı bir çabayla kırabiliriz.

Seçim Notları

31 Mayıs 2011 / Sırrı Süreyya Önder

İçinden geldiğim devrimci gelenek “eleştiri” kültürünü yeterince içselleştiren bir anlayışın sahibidir. Hatalarımızı kabul ederken “ama” diye bağlaçlar ve sonrasında kurulan cümleler gereksizdir. Süreç, başta emek ve özgürlük savunusu olmak üzere, bütün halkların ve ötekileştirilip yok sayılanların hak savunucusu olma yükümlülüğü vermiştir. Bunun ruhuna ve onuruna uygun davranırken daha özenli olmamız tarihi bir sorumluluktur.

Canan Kulaksız, Şerzan Kurt, Ömer ve Ahmet Abi

18 Mayıs 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Bu yıl, Canan Kulaksız’ı anmak için İzmir’e davet edildim. Gitmeyi bir onur borcu saydığımdan, seçim çalışmalarına rağmen gitmek istedim. Fakat devletin geliştirdiği siyasi operasyonlardan dolayı bir türlü başlayamadığımız seçim çalışmalarında bir hayli geç kalmıştık. Bu yüzden affımı istedim arkadaşlardan. Kendi adıma, Ahmet Kulaksız ve Ömer Kurt’tan özür diliyorum.

Gezme Ceylan Bu Dağlarda

3 Mayıs 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Sırrı Süreyya Önder, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’nun desteklediği adaylar arasında yer alınca Radikal gazetesindeki yazılarına son vermişti. Şimdiyse, yazılarına haftada iki defa olmak üzere Özgür Gündem gazetesinde devam edecek. Bu yazı, Sırrı Süreyya Önder’in Özgür Gündem okurlarına merhaba dediği yazısıdır…

“Sabahat Tuncel’in Tokadı, Devletin Kürtleriyle Alevi Kürtlerin Bilinçaltına da Atılmıştı”

22 Nisan 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Biz Ergenekon denilen, ya da Gladyo, Kontrgerilla, Derin Devlet her neyse; bu yapılanma bir tarafta, AK Parti iktidarı diğer tarafta gibi değerlendiriyoruz hep. Oysa AK Parti iktidarı artık bizatihi devletin gizli-açık aygıtlarıyla, dönüşerek entegre olmuştur. Yeni hâkim sınıflar ittifakına dönüşerek dâhil olmuştur. Dolayısıyla bizim böyle bir ayrım yapmamızın gerçek hayatta bir karşılığı yok.

Bana Bir Avans Verin, Size Nasıl Vekillik Yapılır, Göstereyim

16 Nisan 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Ezgi Başaran’la Söyleşi – “Yazarlığımı biliyorlar ama vekilliğimi henüz bilmiyorlar. Yazı yazmaya başlamadan önce de bana ‘Sen sinemacısın, ne işin var gazetede köşe yazıyorsun’ diyorlardı. Ama o zaman daha benim nasıl bir köşe yazacağımı bilmiyorlardı. Halk bana bir avans verirse size nasıl milletvekilliği yapılacağını gösterebilirim.”

Yağlı İlmek Sevdalısı Kuzular

1 Nisan 2011 / Sırrı Süreyya Önder

İdamdan bir gün önce gazete verilmedi koğuşlara. Bu durum, bir idamın daha onaylandığı anlamına geliyordu. Böyle günlerde herkes derin bir suskunluğa bürünürdü. O gece, kimsenin gözünü uyku tutmazdı. Koridorlarda, gece yarısından sonra olabilecek her türlü hareketlilik dikkatle dinlenirdi. O gece geldiler, götürdüler, astılar…
O güne kadar hiç denenmemiş yöntemlerle işkence edildiğini öğrenmiştik Ekmekçiyan’a.

Üç Kibritle Başlayan Kürt Aydınlanması

21 Mart 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Ortada ‘verilen’ değil ‘alınan’ bir şey vardı… Bunun onuru da Kürt siyasal hareketine ve üç kibritle başlayan ‘Kürt Aydınlanması’na aittir. Tarih 21 Mart 2011. Diyarbakır’dayım… Newroz meydanına gelen 1 milyonun üzerindeki halkın yaktığı Newroz ateşi, neredeyse yurdun her tarafından gözükecek kadar görkemliydi. Gençler ve her yaştan kadınlar, kızlar çoğunluktaydı. Artık bir savaş havasından çok, bir barış şöleni halinde geçiyordu.

Deli Sevilir, Densiz Sevilmez

4 Mart 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Sabah gazetesinde beyni ile bağırsaklarını, kalbi ile üreme organını birbirine karıştıran iki yazar var. Yazdıklarını okumuş olmalısınız. Cevap verme aşamasını geçmiş durumdalar. Sadece, bir zamanlar ailenizin de sempati duyduğu, sol düşünceye kin kusmuyorlar. Merve Kavakçı’yı mastürbasyon nesnesi yapan, Kürtleri aşağılayan, yoksullardan tiksinen ve daha sayılamayacak kadar nefret suçuna imza atan iki densizden bahsediyoruz. Engin Ardıç’tan ve Emre Aköz’den.

Kadın ve İnsanlık Düşmanı Akademisyenler

20 Şubat 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Geçen günlerde, Ankara’da Beşikçi Hoca’yı ziyaret etmiştim. Daha eski bir tarihten başlamak üzere ama 50 yıldan beri kronik olarak üniversitelerin yalan söylediklerini ve bunun bilim adına ne kadar utanç verici olduğunu; birçok marazın, Kürt bahsindeki yalanlardan başlayıp, ondan beslendiğini anlattı.