Seçim Notları II

14 Haziran 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Türkiye halkları, emek, barış ve özgürlüklerin savunulması anlamında blokumuza önemli bir destek sunmuştur. Savaşın dilini önceleyen diğer partilerin zaferi ya da hezimetinden daha önemli bir olgudur bu. Meclisi demokratik bir mevziye dönüştürerek özgürleşme ve ortaklaşma pratiğinde önemli işler görebiliriz. Uzun yılların, zihinlerde ve gönüllerde oluşturduğu tekçi kalıpları doğru ve sabırlı bir çabayla kırabiliriz.

Seçim Notları

31 Mayıs 2011 / Sırrı Süreyya Önder

İçinden geldiğim devrimci gelenek “eleştiri” kültürünü yeterince içselleştiren bir anlayışın sahibidir. Hatalarımızı kabul ederken “ama” diye bağlaçlar ve sonrasında kurulan cümleler gereksizdir. Süreç, başta emek ve özgürlük savunusu olmak üzere, bütün halkların ve ötekileştirilip yok sayılanların hak savunucusu olma yükümlülüğü vermiştir. Bunun ruhuna ve onuruna uygun davranırken daha özenli olmamız tarihi bir sorumluluktur.

Canan Kulaksız, Şerzan Kurt, Ömer ve Ahmet Abi

18 Mayıs 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Bu yıl, Canan Kulaksız’ı anmak için İzmir’e davet edildim. Gitmeyi bir onur borcu saydığımdan, seçim çalışmalarına rağmen gitmek istedim. Fakat devletin geliştirdiği siyasi operasyonlardan dolayı bir türlü başlayamadığımız seçim çalışmalarında bir hayli geç kalmıştık. Bu yüzden affımı istedim arkadaşlardan. Kendi adıma, Ahmet Kulaksız ve Ömer Kurt’tan özür diliyorum.

Gezme Ceylan Bu Dağlarda

3 Mayıs 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Sırrı Süreyya Önder, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’nun desteklediği adaylar arasında yer alınca Radikal gazetesindeki yazılarına son vermişti. Şimdiyse, yazılarına haftada iki defa olmak üzere Özgür Gündem gazetesinde devam edecek. Bu yazı, Sırrı Süreyya Önder’in Özgür Gündem okurlarına merhaba dediği yazısıdır…

“Sabahat Tuncel’in Tokadı, Devletin Kürtleriyle Alevi Kürtlerin Bilinçaltına da Atılmıştı”

22 Nisan 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Biz Ergenekon denilen, ya da Gladyo, Kontrgerilla, Derin Devlet her neyse; bu yapılanma bir tarafta, AK Parti iktidarı diğer tarafta gibi değerlendiriyoruz hep. Oysa AK Parti iktidarı artık bizatihi devletin gizli-açık aygıtlarıyla, dönüşerek entegre olmuştur. Yeni hâkim sınıflar ittifakına dönüşerek dâhil olmuştur. Dolayısıyla bizim böyle bir ayrım yapmamızın gerçek hayatta bir karşılığı yok.

Bana Bir Avans Verin, Size Nasıl Vekillik Yapılır, Göstereyim

16 Nisan 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Ezgi Başaran’la Söyleşi – “Yazarlığımı biliyorlar ama vekilliğimi henüz bilmiyorlar. Yazı yazmaya başlamadan önce de bana ‘Sen sinemacısın, ne işin var gazetede köşe yazıyorsun’ diyorlardı. Ama o zaman daha benim nasıl bir köşe yazacağımı bilmiyorlardı. Halk bana bir avans verirse size nasıl milletvekilliği yapılacağını gösterebilirim.”

Yağlı İlmek Sevdalısı Kuzular

1 Nisan 2011 / Sırrı Süreyya Önder

İdamdan bir gün önce gazete verilmedi koğuşlara. Bu durum, bir idamın daha onaylandığı anlamına geliyordu. Böyle günlerde herkes derin bir suskunluğa bürünürdü. O gece, kimsenin gözünü uyku tutmazdı. Koridorlarda, gece yarısından sonra olabilecek her türlü hareketlilik dikkatle dinlenirdi. O gece geldiler, götürdüler, astılar…
O güne kadar hiç denenmemiş yöntemlerle işkence edildiğini öğrenmiştik Ekmekçiyan’a.

Üç Kibritle Başlayan Kürt Aydınlanması

21 Mart 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Ortada ‘verilen’ değil ‘alınan’ bir şey vardı… Bunun onuru da Kürt siyasal hareketine ve üç kibritle başlayan ‘Kürt Aydınlanması’na aittir. Tarih 21 Mart 2011. Diyarbakır’dayım… Newroz meydanına gelen 1 milyonun üzerindeki halkın yaktığı Newroz ateşi, neredeyse yurdun her tarafından gözükecek kadar görkemliydi. Gençler ve her yaştan kadınlar, kızlar çoğunluktaydı. Artık bir savaş havasından çok, bir barış şöleni halinde geçiyordu.

Deli Sevilir, Densiz Sevilmez

4 Mart 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Sabah gazetesinde beyni ile bağırsaklarını, kalbi ile üreme organını birbirine karıştıran iki yazar var. Yazdıklarını okumuş olmalısınız. Cevap verme aşamasını geçmiş durumdalar. Sadece, bir zamanlar ailenizin de sempati duyduğu, sol düşünceye kin kusmuyorlar. Merve Kavakçı’yı mastürbasyon nesnesi yapan, Kürtleri aşağılayan, yoksullardan tiksinen ve daha sayılamayacak kadar nefret suçuna imza atan iki densizden bahsediyoruz. Engin Ardıç’tan ve Emre Aköz’den.

Kadın ve İnsanlık Düşmanı Akademisyenler

20 Şubat 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Geçen günlerde, Ankara’da Beşikçi Hoca’yı ziyaret etmiştim. Daha eski bir tarihten başlamak üzere ama 50 yıldan beri kronik olarak üniversitelerin yalan söylediklerini ve bunun bilim adına ne kadar utanç verici olduğunu; birçok marazın, Kürt bahsindeki yalanlardan başlayıp, ondan beslendiğini anlattı.

Mahkemelerde Kurulan Cumhuriyet

18 Şubat 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Bu cumhuriyet, sandığınız ya da inanmak istediğiniz gibi Meclis’te değil, mahkemelerde kurulmuştur. Mahkemeler eliyle de tahkim edilmiştir. Şimdi de mahkemelerde dönüştürülmektedir, olan biten bundan ibarettir. “O halde ne yapmalı” sorusunun cevabı, sınıfsal olarak nereden baktığınızla alakalıdır.

Önce Cumartesi Annelerini Kabul Et, Sonra Mutki’ye Yayın Yasağı Getir!

14 Şubat 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Yeni nesil Kırca’yı tanımayabilir. Gözünüzün önüne Cemil Çiçek’i getirin, hah işte üç aşağı beş yukarı öyle bir devletliydi. Bizde devletin zülf-ü yarine dokunacak işler hep komisyonlara havale edilir ve bugüne kadar, sonuç alabilmiş bir komisyon görülmemiştir. ‘Cumartesi Anaları’nı kabul edip, ardından da Mutki’ye yayın yasağı getirmenin ne anlama geldiğini birisi bize anlatsa da öğrensek…

Her Türk Asker Doğar, Ama Sadece Polisler Yırtar!

7 Şubat 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Başbakan, geçen hafta bir polis ailesi ile konuşurken bu durumu kastederek “Yırttı yani” demiş.
Şimdi bu ülkede başbakanlık yapmış ara dönem üretimleri de dahil herkesi gözünüzün önüne getirin. Zorunlu askerlikten kurtulmayı ‘yırtmak’ olarak söyleyecek bir tek lider düşünebiliyor musunuz?
İspiyonlamış gibi olmayayım ama orta yerde, resmen geride kalanları soğutma durumu var.

Kompostodur Komutanım!

31 Ocak 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Şimdiki eylemleri de muzır bir meydan okuma olarak görmek istiyor insan. Yoksa seküler hayat savunusunu şaraba indirgemek, iktidarın “alın ula, istediğiniz kadar için, yarasın” demesiyle berhava olabilecek güdük bir eylemdir. Biz zamanında içtik, siz şimdi sarhoş olmayın.

Kırmızı Gül Buz İçinde

30 Ocak 2011 / Sırrı Süreyya Önder

İbrahim Kaypakkaya, yoksulların gönlündeki gülistanda ‘ser verip sır vermeyen yiğit’ olarak yatmakta.
24 yıllık ömrüne 5000 sayfalık teorik üretimi sığdırdı. Kemalizmle hesaplaşmayı, Türkiye solunda ilk akıl edenlerden oldu. Gitmediği köy, katılmadığı direniş kalmadı. Pınar Sağ, onu övdüğü için 10 ay hapis cezası almış. Ne diyerek övmüşse aynısını benim de dediğimi sayın.

Durumumuz Yoktur!

28 Ocak 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Tak şak paşaların başlattığı zulüm zincirini, “artık faili meçhullerle kimse öldürülmüyor” diyen AK Parti devralmıştır. Doğrudur da bir bakıma. Gizlenen gerçek Kürtlerin artık yoksullukla öldürülüyor oluşlarıdır.
AK Parti Kürt meselesini çözemez. Siz orduyla anlaştılar da diyebilirsiniz ama sebebi iktisadidir.

Kerem Öldürmeyen Aşıklar

21 Ocak 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Bu halk, Hrant o kaldırıma düştüğünde, hiçbir evladına ağlamadığı kadar ağlamışsa iki sebebi vardır. Birincisi, kanlı zalimler hep atlı, devletliyken, o attan düşmüş, yoksul ve yaya kalmıştır. İspatı da altı delik ayakkabısıdır. İkincisi, …

“Biji Apo!”

21 Ocak 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Ben futboldan anlamam. Ahir ömrümde bir yeşil sahada maç seyretmişliğim yoktur. Lucescu’nun, bazılarınca ‘amele hali’ olarak aşağılanan dervişane bilgeliğini görünce Lucescucu olmuştum. Hele futbolcularına felsefe düşünürlerinin kitaplarını okutma çabasını da öğrenince iyiden iyiye takip etmeye başlamıştım…

Roni Margulies’in Gıcırdayan Teşhisleri

17 Ocak 2011 / Sırrı Süreyya Önder

İngiltere’deki SWP’nin 1990’lı yıllarda her seçimde, işçi sınıfının çoğunluğunu onların temsil ettiği kaydıyla, iktidarı Thatcher’dan sorunsuz devralan İşçi Partisi’ne oy verilmesi çağrısında bulunup durmasıyla, 1995 yılında DSİP’in Türkiye’de CHP’ye oy verilmesini savunması (…) ile 2000’li yıllarda DSİP’in AKP’de bir ‘umut ışığı’ görmesi ve referandumda militanca ‘evet’ politikasını uygulaması sizin politik naturanızdan mı gelmektedir?

Ağniyayı Şakirin, Fukarayı Sabirin

16 Ocak 2011 / Sırrı Süreyya Önder

Güncel yoksulluğun en büyük sebebi neo-liberal politikalardır. En temel argümanları, özelleştirme, sosyal güvenlik alanlarını daraltma, emeğin sömürüsü ve borç-faiz sarmalıdır. Tüm sistem, yoksulları evvela sadakaya muhtaç hale getirip sonra sadakaya bağlamak üzerine kuruludur.