Murat Belge’nin evet’i, boykot’a rağmen evet’te ısrardır!

5 Eylül 2010 / Yunus Öztürk

Referandumda Kürt halkının üçüncü bir cephe yaratarak boykot dediği koşullarda Belge’nin evet’te ısrarı, Kürtlerin haklarına yönelik geleneksel devlet politikasını izleyen AKP’ye destek anlamına geleceği gibi, Kürtlerin de artık BDP ile değil AKP ile temsiliyeti tartışmaya açacağı için kabul edilemez.

Toplu Görüşme sürecinde “kurullar” ve sendikalar

5 Eylül 2010 / Yunus Öztürk

Sendikaların neredeyse tamamı o kadar “gerçekçi” ki, Uzlaşma Kurulu’nun zam oranı önerisi iki konfederasyonun (Kamu Sen ve Memur Sen) önerisinin üstünde, KESK’in zam önerisinin gerisinde kaldı. Üç konfederasyon da tam bir “gerçekçilik” (hükümet tarafını da düşünen önerilerle) ve “kamu” sendikacılığı örneği sergilemiş oldular.

Hükümet’ten Memur Sen’e kıyak, kamu emekçilerine referandum “zammı”

29 Ağustos 2010 / Yunus Öztürk

Yüzde 4 + 4 yıllık zam, Ocak 2011’den itibaren 80 TL ek ödeme, 20 TL aile yardımı (sözleşmelilere de), sendika üyelerine yılda 180 TL Toplu görüşme primi… Bu zam oranları sendikaların genelde teklif ettiği oranlar olması itibariyle de, referandum zammı olduğu anlaşılıyor.

Hükümetten KESK’e toplusözleşme dersi: Vermeden almak AKP’ye aittir!

19 Ağustos 2010 / Yunus Öztürk

KESK izlediği yanlış siyasetin yol açtığı ayıbı örtmek için şimdi eylem planlıyor olmalı. Referandumda “hayır” diyerek işe başlamalı. Bu hükümete en iyi yanıt olacaktır. Sonra da pratik eylem programını ilan etmeli ki, tabanda yarattığı güvensizliği telafi edebilsin!

Referandumdan sonra toplu sözleşme hakkımız mı olacak?

17 Ağustos 2010 / Yunus Öztürk

Anayasa değişiklik paketinde yer alan toplusözleşme, 4688 sayılı Kamu Emekçileri Sendikaları Yasasında olduğu gibi, biçim ve içerik olarak sahtedir. KESK, Memur-Sen ve hükümet yanlış bilgi ve yönlendirme içindedir.

2009-2010 Yılı İstanbul İli Okullarına Dair Deprem Raporu

16 Ağustos 2010 / Yunus Öztürk

17 Ağustos depreminin yeni bir yıl dönümünde, özellikle eğitim kurumlarındaki durum düne göre daha iyi durumda mı? Bu soruya verilecek yanıt “kaynak” var mı sorusuna verilecek yanıta bağlı. Her ne kadar okullarda güçlendirme ve yeniden inşa çalışmaları devam ediyor gibi görünse de, önlem adı altında yapılan çalışmaların çoğunda ihaleler ve müteahitler ön plandadır.

“Evet”çi KESK-Memur Sen ittifakına; AKP hükümetine geçit vermeyelim!

15 Ağustos 2010 / Yunus Öztürk

Toplugörüşme sürecine referandumdaki “evet”çi çizginin damgasını vurması, “evet”in kamu emekçilerine nasıl bir ihanet demek olduğunu anlamamızı sağlayacak; ancak kamu emekçi hareketine bedeli de ağır olacaktır. KESK geleneğinin tamamıyla reddi anlamına gelecek olan bu tutum, bertaraf edilemezse, KESK’i dağıtıcı bir sonuca hizmet etmesi kaçınılmaz olacaktır.

Ataması Yapılmayan Öğretmenlerin kaderi, kalp krizi ya da intihar olamaz!

9 Ağustos 2010 / Yunus Öztürk

Talebi karşılayamadığı için öğretmen açığı yok, öğretmen alımı yapılmadığı için ataması yapılmayan öğretmenlerin sayısı artıyor. AKP hükümetinin eğitimi özelleştirme politikaları sebebiyle bu kısıtlama devam ediyor.

AKP, yargının “Yerindelik Denetimi”nden kaçıyor

8 Ağustos 2010 / Yunus Öztürk

1980 12 Eylül’ünün ekonomi politikası AKP’nin özelleştirmeci siyasetinin temellerini atmış bir askeri darbe olmuştur. 12 Eylül’den siyasi olarak kurtulmak için, bu siyasetin maddi temelini, ekonomik alt yapısını oluşturan “piyasa ekonomisi”ne, özelleştirmeye son vermekle olabilir.

Referandumun kilit mevzu, Kürt sorunudur

2 Ağustos 2010 / Yunus Öztürk

Kürt ulusal hareketinin evet’çiliğe değil, kirli savaşa ve neoliberalizme “hayır” üzerinden netleşmesine yardımcı olabilirsek, Kürt sorunuyla emekçilerin sorunlarının ortak çıkarlarını ve ortak çözümlerini oluşturmanın zeminini yaratmış olabiliriz.

AKP, 12 Eylül’den Hesap mı Soracak?

23 Temmuz 2010 / Yunus Öztürk

Sağ ve sol’un referandumdaki duruşları “evet” ve “hayır” ile “boykot” biçimindedir. “Evet” oyu kullanmayı 12 Eylül ile hesaplaşmak gibi algılayanların, 12 Eylülcülerin zaman aşımı olmadan yargılanması önergesine AKP’nin “hayır” oyu kullandığını hatırlatmak gerekir.

“Yetmez ama evet” ya da “yorgunum ama demokratım”

20 Temmuz 2010 / Yunus Öztürk

BDP’nin Türkiye’nin Doğusunda uygulayabileceği ve denetleyebileceği boykot kararı ne kadar doğruysa, Türkiye’nin Batısında BDP’nin boykotuna denk gelecek tutum, referandumda “hayır” demek olabilir.

CHP-AKP Görüşmesinden Özel Ordu mu çıktı?

15 Temmuz 2010 / Yunus Öztürk

Kürt sorununun siyasi çözümden başkaca bir çözüm yolu bulunmamaktadır. Özel Ordu ya da BDP’yi devre dışı bırakma oyunlarıyla Kürt sorunu çözülmez daha da ağırlaşır.

TEKEL işçileri Türk-İş yönetimini zorluyor: Yönetim dökülüyor!

14 Temmuz 2010 / Yunus Öztürk

Mustafa Kumlu başkanlığındaki Türk-İş yönetimi dökülüyor. Dört ay içinde yönetim kurulunun ikinci üyesi de istifa etti. İşçileri teşhir ve tecrit etmeye kalkmanın maliyeti ucuz değil!

THY Sözleşmesindeki 8. Madde Nedir?

16 Haziran 2010 / Yunus Öztürk

Her sözleşme bir maddeyle anılır. 22. Dönem Sözleşmesi de 8. maddeyle anılacaktır. 8. maddenin ortaya koyduğu gibi, Hava-İş yönetimi havlu atmıştır.

Emekçiler sokaklarda!

19 Aralık 2009 / Yunus Öztürk

Tekel işçileri “özlük hakları”na sahip çıkıyor. İşini, ekmeğini istiyor. İşçinin hakkını elinden alan kim? Hükümet. Hak arayana tazyikli su sıkan, gaz bombası atan, gözaltına alan yine hükümetin polisi.

Demokrasi mücadelesi ve sol

15 Aralık 2009 / Yunus Öztürk

Türkiye’de demokratikleşme mücadelesinin temel olarak üç bileşeni var: Anayasa, Kürt sorunu ve emekçilerin talepleri. Sol bu üç bileşen üzerinden yükselebilir.

25 Kasım Grevinin Ardından

27 Kasım 2009 / Yunus Öztürk

25 Kasım grevi örgütlenme sürecinin bütün eksiklerine rağmen toplumsal bir meşruluk taşımakta, AKP hükümeti, sermaye ve yandaş sendikalar dışında emek dünyasının geri kalanını bir araya getirmiştir.

25 Kasım Grevi

22 Kasım 2009 / Yunus Öztürk

25 Kasım grevinin henüz “kitle grevi” olması sağlanabilmiş değil. Bu grev, sendikaların ikna edebildiği üyelerinin katılımıyla sınırlı kalacak bir “grev” olması halinde eksik kalacaktır.

“İki Dil Bir Bavul”

12 Kasım 2009 / Yunus Öztürk

‘İki Dil Bir Bavul’ filmi, bugüne kadar bildiğimiz ve bize anlatılanların aksine, farklı bir açıdan konuyu ele alıyor. Gerici ve ırkçı ideolojik egemen söylemi teşhir ediyor.