İşçiler çalışmak istiyor

7 Ocak 2013 / Zafer Aydın

Ortalama 18 yıllık kıdeme sahip Şişecam işçileri, işlerinin devamının sağlanması talebiyle 28 Aralık’tan beri ‘fırınları sönmüş’ fabrikayı terk etmeme eyleminde.

Lütfedilince sendikalaşma, lütfedilince grev

6 Kasım 2012 / Zafer Aydın

Sandıktan gelenler, darbe ile gelenlerle aynı zihniyeti taşıdıklarını gözler önüne sererek, yasa yaparken 12 Eylül’ün çalışma yaşamında devamına da yol verdiler.

Kıdem tazminatı nasıl savunulacak?

17 Temmuz 2012 / Zafer Aydın

Sendikalar “Oflu” gibi vurmamaya atmak yerine hedef gözeterek doğrudan vurmak için atmalı. Vurmak için atıldığında görülecektir ki emek örgütleri, kıdem tazminatını koruyabilecekleri gibi, kendilerini yeniden ciddiye alınır, prestijli bir güç haline de getireceklerdir.

Solla kavga eden “solculuk”

7 Mart 2012 / Zafer Aydın

“Şeriat tehlikesine karşı Kemalist CHP’yi desteklemenin” absürtlüğünü fark ederek bu çizgiyi terk eden arkadaşlar aynı şeyi şimdi de yapabilirlerdi, ama yapmıyorlar. Ya AKP tarafından finanse edilmiş kampanyanın diyet borcu ya Sosyalist İşçi’de tarif edilen “AKP’nin solundaki boşluğu” doldurma hevesi, ya da her ikisi birlikte onlara engel oluyor.

Türk-İş’te Kim Kaybetti?

19 Aralık 2011 / Zafer Aydın

Türk-İş Yönetimi, Konfederasyonun iç dengelerinin kendi aleyhine bozulmasını ve Genel Kurul’un iradesini yok saymayı göze alamayacağına göre hükümetin, programını ve Ulusal İstihdam Strateji Belgesini revize etmesinden başka yol yok.

Sendikal Güç Birliği

27 Kasım 2011 / Zafer Aydın

Sendikal Güç Birliği Platformu’nun sendikal hareketin bütününe yönelttiği eleştirileri bir tür özeleştiri olarak da okunmak gerek. Beklentilere yanıt vermesi, kendi inancı ve cesaretine bağlı olduğu kadar, sürecin emekçiler ve kendini emeğin saflarında gören siyasal/toplumsal örgütlenmelerin desteklenmesine de bağlı. Elbette ihtiyatı elden bırakmadan…

Dokunan Yanmalı

26 Temmuz 2011 / Zafer Aydın

Kıdem tazminatı; emekli ikramiyesi, emeğin yıpranma bedeli, ücretin ödenmeyen kısmının karşılığı, yaşlılık sigortası, işsizlik sigortası gibi nitelikler taşıyor. Bütün bu ve benzeri nitelikleriyle işçiye sosyal riskler karşısında güvence sağlayan bir gelir, işyerinde ömür tüketen, kas ve beyin gücünü, bilgisini birikimini o işyerinde harcayan çalışanın emeğinin yıpranma bedelidir.

Yüzde 50’nin Gücü Herşeye Yeter mi?

30 Haziran 2011 / Zafer Aydın

Ne yüzde 50’lik oy oranı iktidarın gücünün her şeye yettiği veya yeteceği anlamına gelir, ne de işçilerin oy verdikleri partiye büyük bir sadakatle bağlı kalacakları söylenebilir. Her şeye rağmen yapılacak çok şey var. Yeter ki iktidarın gazabından korkmayan, tehdit ve şantajlarına boyun eğmeyen, hak aramayı, mücadeleyi, itirazı, muhalefeti yeniden hatırlayan bir sendikal irade ortaya çıkabilsin…

İşçiler Kefaret Ödetmeyecek mi?

26 Mayıs 2011 / Zafer Aydın

Sendikalar, emek örgütü kimliğine, misyonuna, işlevlerine uygun bir rol oynamayı tercih etmiş olsalardı, siyasete müdahil olur, sekiz yıllık iktidarı döneminde emek karşıtı uygulamalara imza atan AKP karşısında pozisyon tutarlardı.

Vesayet Rejiminin Restorasyonu

17 Mayıs 2011 / Zafer Aydın

AKP, milliyetçiliğini baskın hale getirerek sürdürdüğü seçim kampanyası ile yeni dönemin stratejik yönelimini de ortaya koyuyor. AKP Genel Başkanının seçim mitinglerinde Türk ve Sünni kimliğine seslendiği konuşmalar, propaganda faaliyetinin ötesinde vesayet rejimi ile bütünleşme, çabası olarak görülmeli.

8 Saatlik İş Günü

15 Nisan 2011 / Zafer Aydın

Kuralsız, güvencesiz, esnek istihdam biçimlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte günlük çalışma süresi, 12 hatta bazı sektörlerde/ işlerde 16-18 saate kadar çıkmış durumda. İşçilere dayatılan gayri insani çalışma koşullarını meşrulaştırma, olağanlaştırma çabası içinde olan Enerji Bakanı Taner Yıldız, geçtiğimiz Aralık ayında yapılan Tes-İş Genel Kurulu’nda “işçiler gerekiyorsa 16-18 saat çalışmalı” demişti.

Grev Hakkına Asılan Grev

5 Nisan 2011 / Zafer Aydın

Hükumetlerin yasakçı tutumu, hak arama bilincinden uzaklaşmış, verilenle yetinen, teslimiyetçi sendikacıların tutumlarıyla birleşince son yıllarda grev işçilerin başvurduğu bir hak aracı olma özelliğini yitirmeye başladı. Bu noktada metal işçileri bir kez daha sahne aldılar.

İşçiden Başbakan’a Soru

24 Mart 2011 / Zafer Aydın

Casper Bilgisayar işçileri yüzlerce kez sorulmuş ve cevabı alınmamış soruyu bir kez daha soruyorlar: Yasayla güvence altına alınmış haklar kullanılamıyorsa demokrasiden ve hukuktan söz edilebilir mi? Çok sahici ve mutlaka yanıtlanması gereken bir soru bu. Casper Bilgisayar’ın tesislerini açan, “ülkeye böyle bir tesis ve marka kazandırdığı için yetkililere ve işçilere teşekkür eden” Başbakan’ın, Casper’ın önünde bekleyen işçilerin sorusuna verecek yanıtı var mı acaba?

Vesayete Övgü

9 Şubat 2011 / Zafer Aydın

1976’da kurulan Hak-İş’in kuruluş süreci de bir başka vesayet öyküsü. 1975’te Süleyman Demirel başbakanlığında kurulan 1. Milliyetçi Cephe Hükümeti’nde Çalışma Bakanı olan Ahmet Tevfik Paksu’nun yönlendirilmesiyle kurulan Hak-İş, Milli Selamet Partisi’nin (MSP) elinde bulunan bakanlıklara bağlı kamu kuruluşlarında örgütlenme çalışmalarına başladı.

Vesayetten Siyasete Emeğin Öyküsü

10 Ocak 2011 / Zafer Aydın

Aziz Çelik, “Vesayetten Siyasete Türkiye’de Sendikacılık” kitabında belgelere ve tanıklıklara dayanarak, dönemin önemli aktörlerinin biyografileri eşliğinde 1946–1967 yılları arasında sendikacılığa damgasını vuran vesayetçiliğin ve dönüştürücü gücünü siyasette bulan vesayetten kopuşunun serüvenini anlatıyor.

Torba Yasa: Torbadaki Sendika

30 Aralık 2010 / Zafer Aydın

Direniş olmazsa, tepki gösterilmezse çalışanların haklarına karşı cihat ruhuyla yapılan saldırı genişleyerek sürecek. Tepki gösterilmezse çalışanların haklarına karşı cihat ruhuyla yapılan saldırı genişleyerek sürecek.

Yeni Rejim Eski Zihniyet

24 Kasım 2010 / Zafer Aydın

Eski rejimin otoriter karakterini muhafaza ederek yeni rejimi tesis eden AKP, sanki muktedir olan kendisi değilmiş gibi hala eski rejime yumruk sallıyor.

Solda yenilenme mi dediniz?

28 Eylül 2010 / Zafer Aydın

Soldan uzaklaşıp liberal yaklaşımlar sahiplenirken sol demekte ısrarın tek anlamı olabilir: Neoliberal politikalar karşısında yegâne muhalefet odağı olabilecek solu, daha da etkisiz kılmak, hatta mümkünse sıfırlamak; solla bir işleri kalmadı…

O Bizim Kamil Abimizdi!

14 Eylül 2010 / Zafer Aydın

11 Eylül 2010 günü yaşama gözlerini yuman Kamil Kınkır komünizm ideallerine sıkı sıkıya bağlı bir işçi olarak bütün ömrünü işçi sınıfı hak ve özgürlük mücadelesine adadı, DİSK üyesi Birleşik Metal İş sendikasında Genel Başkanlık görevinde bulundu.

Nabi Yağcı’nın “Evet”inde AKP Yok mu?

22 Ağustos 2010 / Zafer Aydın

Bugün AKP’ye “Hayır” diyen solun solculuğunu sorgulayan kesimlerin dün ANAP’a ve Özal’a methiyeler düzdüğü, Demirel’in ödünç oy çağrısına uyarak DYP’ye oy verdiği, YDH’nin kuruluşunda aktif rol üstlendiği hatırlandığında soldan istenenin ne olduğu daha belirgin hale gelmekte.