Sevinç Altan’la Söyleşi: Yaratıcı Bir Siyasal Eylem Neden Sanat Sayılmasın?

2 Mart 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Sokağa çıkan, kamusal alanda hareket eden her iş demokratik bir ilişki kuracak, kitleselleşecek diye de bir durum yok. Nasıl yaptığın önemli. Meydanlara dikilen devasa boyutta, insanları ezen, tepeden bakan heykellerden söz etmiyorum bile. İsterse adı ‘barış’ olsun.

The Artist: Sinemada Emek Kavramına Sorunlu Bir Bakış!

29 Ocak 2012 / Sarphan Uzunoğlu

Film, sessiz sinema çağının altın oyuncusu George Valentin’in parlak kariyerinden sahnelerle başlıyor. Valentin’in kendine has üslubu, karizması ve ‘ışığı’ ile bir star olmasının tesadüf olmadığını görüyor ve döneminin ‘önde gelen’ ismine bizi de hayran eden filme o sırada kapılıp gidiyoruz. Siyah ve beyazın çekiciliğinin yanında siyah beyaz sinemanın nasıl işler hale getirildiği, gösterimlerin nasıl yapıldığı gibi detayları görmemiz de filme ilgi duymamıza neden olan faktörlerden oluyor.

Cehennemin Ebediyeti ve Devrimci Melankoli – U. Uraz AYDIN

16 Ocak 2012 / Sol Defter

Ahmet İnsel’in kendi “sol muhafazakarlık” eleştirisine dayanak yapmak istediği konformizm anlayışından bir hayli uzak. Konformizm, solun kendi geleneklerine bağlı kalarak toplumsal gerçeklikten kopması değil, egemenlerin gerçeklerinin, tarihe bakışlarının, değerlerinin norm olarak kabul edilmesidir. Ve görev, “egemen sınıfın eline araç olarak teslim” edilmesi tehlikesi altında bulunan geleneğin konformizmden koparılmasıdır.

Her Şey Bildiğiniz Gibi: Tiyatrocu Yıldız Gözaltında

23 Aralık 2011 / N. Cemal

Tiyatro oyuncusu ve basın emekçisi İsmail Yıldız nezdinde yaşananlar bunun en belirgin örneklerinden birisidir. nü.kolektif, “Bildiğiniz Gibi Değil” adlı oyunlarını oynamak yerine basın açıklaması metni yazmak ve “tiyatrocunun veya basın çalışanının hayatının 20 yıl önceki gibi gözaltılar ve baskılarla süreceğini hiç düşünememiştik” diyerek arkadaşlarının sesini duyurmak zorunda kalıyorlar.

“Bildiğiniz Gibi Değil” Sahnede..

18 Aralık 2011 / Sol Defter- Haber

90’lı yıllar Kürdistan’ı gibi son derece sert ve şiddet dolu bir iklimi ele almasına rağmen, oyunun final bölümünde ise vicdan ve sağduyu çağrısı yapılarak, barış dilinin konuşulması için en insani gerekçelere göndermeler yapılıyor. Hasan Demir ve Deniz Karaca’nın yönetmen yardımcılığı yaptığı oyunun ilk gösterimi ise 16 Aralık günü Şermola Performans’ta yapıldı. Oyun ayrıca sezon boyu haftada iki kez İstanbul’daki çeşitli sahneler başta olmak üzere, Kürdistan ve Avrupa turnelerine çıkacak.

Sevinç Altan’dan İki Resim Sergisi…

20 Kasım 2011 / Sol Defter- Haber

Fransız Kürtür Merkezide sergilenecek olan kitap kapakları resimleri, büyük kısmı Ayrıntı Yayınlarının yayaınladığı kitaplara ait kapak resimleri. Ressam Sevinç Altan, sanatçı duyarlılığıyla toplumsal yaşamda olup bitenlere karşı da sesisiz kalmayan bir aydın.”Bir Göz de Sen Ol” kampanyasının aktivistlerinden olan Sevinç Altan’ı yeni bir resim sergisinde izleme fırsatı bulacağız.

Meğer Taner’in Keşanlı Ali’si Kürt Cemali’ymiş -Ömer F. Kurhan

5 Ekim 2011 / Sol Defter

Haldun Taner’in oyuna isim verirken bir oto sansür eylemi gerçekleştirdiği açık. Oyunu “Kürt” kelimesinin geçtiği bir adlandırmayla afişe etmeyi uygun görmemiş. Bunun oyunun oynanmasını tehlikeye atacağını düşünmüş

Mehmet Eroğlu: Türkiye’deki Edebiyat Modasına Uymayacağım!

3 Ekim 2011 / Sol Defter

Fay Kırığı üçlemesini yazmaya karar verdiğimde yıl 2002’di. Etrafa baktığımızda birbirinden farklı üç fay hattıyla bölünmüş bir Türkiye görüyorduk. Bunlardan ilkini yoksul-zengin, ikincisini laik-müslüman, üçüncüsünü ise Türk-Kürt çatlağı diye adlandırmak mümkündü. Benim romanla ilgili araştırma ve planlama yaptığım dönemde İslami burjuvazinin yükselişi ve şimdiki iktidarın egemenlik çabaları henüz emekleme çağındaydı. Panaromik bir roman serisi yazma tasarısının uygulamaya dönüşme sürecinde, Anadolu ya da yeşil sermaye diye adlandırılan taşra burjuvazisinin yükselişi belirgenleşti, dini refaranslarını utangaç bir şekilde kâh kabul eden, kah reddeden hareketin iktidarıysa pekişti.

Emine: İlişkiler Dahil Her Şeyin Politik Olduğu Roman

3 Ekim 2011 / Sarphan Uzunoğlu

Fay Kırığı serisinin ikinci romanı Emine aslında serinin adını aldığı durumun ta kendisine oldukça uygun bir temayı işliyor. Fay Kırığı 1980 sonrası Türkiye’sinde yaşanan beyaz türk sermayesi-yeşil sermaye, Kürt-Türk, İslamcı-Laik ayrışmalarını teker teker işleyen bir seri. Birinci kitap olan Mehmet’te, 90’larda doğuda çatışmalara katılmış Mehmet’in etrafındaki karakterlerin trajedilerini anlatan Eroğlu, birinci kitapta meydana getirdiği kırılmalarla aslında ikinci kitabın sinyalini veriyordu.

Can Yücel’in Mezarına Saldırı Protesto Edildi

22 Ağustos 2011 / Sol Defter- Haber

Can Yücel’in, ‘’Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi ‘’ dizelerinin yazılı olduğu mezarı, ne iyiliğe ne de doğruluğa tahammülü olmayanlar tarafından saldırıya uğradı.

Murathan Mungan: ‘Sustuklarımın Arkasında Bir Küslük Tarihi Var…

10 Temmuz 2011 / Sol Defter- Haber

Aslında benim yazdıklarım kadar, sustuklarımın da tarihi var. Milliyet Sanat’ta benimle ilgili bir yazı vardı. Belki oradan bakıldığında sustuklarımın arkasında nasıl bir küslük tarihi barındırdığını da anlatmış olurum. Bir süredir özellikle yazarlık ve şairlik hakkında, yaşadıklarımı bir anı kitabı olarak yazıyorum ve kitabın adı da ‘Küs ve Üvey.’

İbrahim Çeşmecioğlu’nun Anısına Sergilenecek

5 Temmuz 2011 / N. Cemal

Bilgesu Erenus, İbrahim Çeşmecioğlu’nun anısına yönelik etkinlikten söz etti. “Nereye Payidar, Nereye?” bir kez daha işçilerle birlikte oynanacak ve İbrahim Çeşmecioğlu’na atfedilecek.

Sosyalizmin İki Ruhu ve “Devrimden Sonra”

2 Haziran 2011 /

Mustafa Kenan Aybastı’nın yazdığı ve yönettiği, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin katkılarıyla çekilen “Devrimden Sonra” filmi… devrimi küçümsüyor, onu basit bir iktidar değişikliğine, üstelik geniş kitlelerin öznesi olmadığı dar anlamda bir hükümet değişikliğine indirgiyor. Oysa sosyalist olma iddiasındaki bir devrim açısından sorun, daha iyi yönetilme ya da herhangi bir yönetilme biçimini seçmek değil, özyönetimin genelleşmesi, aşağıdakilerin kendi kurtuluşlarının öznesi olmasıdır.

Zamanın Tozu

27 Mayıs 2011 / Sol Defter- Haber

Zaman, eskatolojik “son” fikrinden koparılmış bir düz çizgi değildir. Geçmiş ve gelecek arasında kurulacak ilişki bugünün üzerindeki tozu kaldırmalıdır öncelikle.

Mağlupların Bakış Açısı

13 Nisan 2011 / Sol Defter- Haber

Ülkeyi 1980’den beri faili meçhuller, devlet korumasındaki tutsakların cayır cayır yakıldığı cezaevleri ve toplu mezarlık haline çeviren geçmiş, şimdinin basılmayan kitaplarının bilgisayar kopyalarının silindiği anlardan farklı mıydı? AKP faşizminde “yetmez ama Evet’in” demokrasisini gören gözler, Freud’un “Ortaçağ’da olsa bedenimi yakarlardı” sözünü anlayabilir mi?

Şeyhmuz Diken: “Şivan ve Matem: Şivan’ın Kürt Halkının Gözünden Düşüşü”

12 Şubat 2011 / Sol Defter- Haber

Onca yılın Şivan’ı artık hüzün kokan bir matem ve yitiş ile halkının künyesinden düşüşü ifade ediyordu. Avrupa’yı mesken tutup tükenen birçokları gibi… Yazık hem de çok yazık…

Ucube

10 Şubat 2011 / Sol Defter- Haber

ben başbakan’ dan da korkuyorum. dillerinin birbiriyle çok güzel örtüştüğünü düşündüğüm için de mehmet aksoy’un başbakan’ın heykelini dikmesini öneriyorum; biz ‘ucubelerin’ her yerden görebileceğimiz bir tepeye. gözyaşı kanalı da unutulmasın ama!

Tarık Öcal, Sessizce Aramızdan Ayrılan Bir Müzik Ustası

9 Şubat 2011 / N. Cemal

Sosyalistler, Nazım Hikmet’i ve şiirlerini çok iyi bilirler. Peki ya Tarık Öcal’ı? Tarık Öcal, Nazım Hikmet şiirlerini müzikle besleyen bir besteci ve duayendi… “Tahir ile Zühre”yi bilirsiniz? “Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil” vurgusundaki o melodik başkaldırıyı da? Peki ya, “Tahir ile Zühre”yi besteleyen ve yeni kuşaklara taşıyan Tarık Öcal’ı biliyor musunuz?

100 Kitap Çevirdim Ama İngilizce Konuşamam

11 Ocak 2011 / Sol Defter- Haber

Osman Akınhay, cezaevinde öğrendiği ve hiçbir zaman iyi konuşamadığı İngilizcesiyle 100 kitap çevirdi; bir çeviri emekçisi. Arundhati Roy’un Türkiye konuşmalarının toplandığı Çekirgeleri Dinlemek, onun 100. çevirisi. Agora Kitaplığının kurucusu. Yayınevi dışında Mesele Dergisi ve Mesele Kitabevi’yle de fark yaratan bir uğraş içinde.

Melih Altınok ve Liberalizmin Şovenliği

5 Ocak 2011 / Özcan Özen

Liberal, insancıl, komünist ya da eşcinsel olduğun için devlet tarafından ayrık otu muamelesi görmüş, kimliğin nispetinde uğradığın eziyet, şiddet ve mağduriyet katmerli kılınmış olabilir. Fakat ezilen ulusla hele de artık ezilen olmak istemediği için mücadele eden ulusla kıyaslandığında nasibine düşen yine ayrıcalıktır.