“12 Eylül’den Sonra Sinema – ‘Sokak’tan ‘Ev’e/’Militan’dan ‘Birey’e”

3 Mart 2013 / Sol Defter

Sinema araştırmacısı Mesut Kara, yeni kaleme aldığı Sinema ve 12 Eylül adlı çalışmasının sonuç bölümünde 12 Eylül Filmleri başlığı altında toplanan filmler için -birkaç istisna haricinde- şu saptamayı yapar: “[Bu filmlerin] toplamında anlatılan bir yenilgiler tarihidir. Geçmiş yoktur bu filmlerde. Nasıl bir geçmiş, hangi yaşanmışlıklar kahramanlarımızı bu filmlerde ‘bir sonuç olarak’ izlediğimiz bu büyük yenilgiye sürüklemiştir; göremeyiz, öğrenemeyiz.”

KCK operasyonları 12 Eylül’ü aştı – Meral Danış Beştaş

8 Ekim 2012 / Sol Defter- Haber

“KCK operasyonları” kapsamında binlerce kişi tutuklandı. Bunların bin kadarı BDP’li seçilmişler ve siyasetçilerden oluşuyor. BDP’nin Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, yaklaşık 8 bin KCK tutuklusunun bulunduğu cezaevlerinde ihlallerin de diz boyu olduğunu vurgulayarak, “Dava ve yargılananlar itibariyle KCK davaları, 12 Eylül’ü aşmış durumda.

Evren ve Şahinkaya’nın hesabında ‘olağan dışı para hareketi’

18 Eylül 2012 / Sol Defter- Haber

MASAK raporunda iki şüpheli ve yakınlarına ait hesap hareketlerini incelerken yaklaşık 15 hesap hareketini şüpheli bularak, hesap hareketi işleminin karşısına ‘olağan dışı para hareketi’ ibaresini düştüğü belirlendi. İki sanığın hesaplarında 400 bin, 600 bin, 800 bin TL para çıkışı ve girişi olduğuna ilişkin bilgilerin de raporda yer verildi.

Allende’yi hatırlamak, 11 Eylül ve 12 Eylül

12 Eylül 2012 / Aziz Çelik

Şili darbesinin, ülkemizin yaşadığı darbelere özellikle 12 Eylül’e benzer yanları çok. Trajik olduğu kadar ironik yanları da var.12 Mart darbesinde şapkasını alıp giden Demirel, Allende’nin akıbetine atfen 1970’lerin yükselen sola, Ecevit’e karşı “Allende-Büllende” benzetmesini yapmaktan geri durmuyordu.

12 Eylül AKP ile Sürüyor – DİSK Etkinlik Programı

7 Eylül 2012 / Sol Defter- Haber

DİSK Yönetim Kurulu, 12 Eylül’ün 32. yılında “12 Eylül vesayetini yaratan kurumların, AKP eliyle şimdi de toplumu nasıl yeni bir otoriter rejime sürüklenmesini” teşhir etmek için aşağıdaki etkinliklerin gerçekleştirilmesini kararlaştırmıştır.

12 Eylül darbesinde sermaye – Yalçın Yusufoğlu

12 Nisan 2012 / Sol Defter

Halit Narin “Bugüne kadar bizim anamız ağlıyordu, bundan sonra işçilerinki ağlasın” diyecek, Türkiye’nin en büyük holdinginin başındaki Vehbi Koç darbeden üç hafta sonra Kenan Evren’e mektup yazıp şükranlarını ve meth-ü-senalarını takdim edecek, bugünün iki güçlü adamından Fethullah Gülen çıkardığı dergide iki ay üst üste askeri selamlayacaktı.

12 Eylül’ün sınıfsallığını hatırlamak…

9 Nisan 2012 / Aziz Çelik

İki darbecinin 32 yıl sonra yargılanmaya başlanması, aslında 32 yıl süren bir ısrarın sonucudur. Bu nedenle bu yargılamayı 12 Eylül 2010 referandumu parantezine sıkıştırmak ve buradan referandumda “evet” demeyenleri hırpalamaya çalışmak 12 Eylül’e karşı mücadele birikimini hiçe saymak ve en hafif deyimle kendi rolünü abartmak olacaktır.

Haklıymışsınız. Utanç bizim. – Yıldırım Türker

8 Nisan 2012 / Sol Defter- Haber

Başbakan’a kalırsa 4×3’ü protesto edenler ‘güya öğretmen’; BDP milletvekilleriyle kaybedecek zamanı yok, çünkü onlar iradesiz; tutuklu gazeteciler zaten gazeteci değil, Uludere’de 34 kişiyi bombalarla havaya uçuran askerin de bir hatası yok. Nitekim suçlular belli. Bundan 20, hatta 40 yıl öncesinden farklı değil suçluların kimlikleri. Aynı polis kafasıyla enselerinden düşülmeyen kesimler hiç değişmedi.

Evren’i sanık sanıyorduk…

7 Nisan 2012 / Aziz Çelik

Böylesini 12 Eylül döneminde Kenan Evren ve onun sıkıyönetim komutanları yapardı. Emirleri demiri keserdi. Söyledikleri kanundu. Her şeyi yasaklar, herkesi göz altına alabilirlerdi. Emirleri yasa olurdu. Bir emirleri ile grevleri, bir emirleri ile bütün sendikal faaliyetleri yasaklarlardı. Bir başka emirle sendikacıları göz altına aldırır, sendikaların bütün kaynaklarına el koyarlardı.

Darbecileri Ancak Halk Yargılar! – Erdal Yıldırım

6 Nisan 2012 / Sol Defter- Haber

Ankara’da devam eden davada darbeciler sözde yargılanmakta, adeta bir komedi tiyatro oyunu sahnelenmektedir. Gerçek yargılama, dönemin tüm sorumlularının ve bu insanlık düşmanı zihniyetin yargılanması, 1980 Anayasasının dayattığı tüm anti demokratik yasaların ve uygulamaların kaldırılması ile olur.

”12 Eylül Yargılanıyor”!!! – Gün Zileli

4 Nisan 2012 / Sol Defter- Haber

12 Eylül’ün esas mağdurları solcular ve Kürtlerdir. Ama bugün görüyoruz ki, meğer bu darbeyi ufak sıyrıklarla atlatanlarmış esas mağdur. Hele hele AKP’nin ve hükümetin müdahilliği iyice komiktir.

12 Eylül’den Hesabı Emekçiler Soracak (DİSK-KESK-TTB-TMMOB)

3 Nisan 2012 / Sol Defter- Haber

3 Nisan Salı 12.30‘da Ankara Yüksel Caddesi‘nde buluşup ABD Büyükelçiliği‘ne, oradan da Genelkurmay‘ın önüne yürüyeceğiz! 4 Nisan sabah saat 09.00‘da Ankara Adliyesi önündeyiz!

Ocak Ayının Ağırlığı

31 Ocak 2012 / Sol Defter- Haber

Failleri de, koruyanları da, biliyoruz. 80 öncesi “Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz!” diyen Süleyman Demirel, “Cumbaba” olduktan sonra bu kez gazeteciler, çobanlar, hatta çocuklar öldürülürken “Bunların hepsi terörist, birbirlerini öldürüyorlar, devlet cinayet işlemez!” diyordu. Mirası Çiller devraldığında, katiller “kahraman” da ilan edilecekti! Sivas katliamı ise sosyal demokratların iktidar ortaklığına rastlıyor! Maraş dahil, yıl dönümlerinde hâlâ sokaklarda aynı zorbaların estirdiği rüzgarlar hep bu devlet eliyle sırt tıpışlamaların sonucu değil midir?

Rüşvetin Gölgesinde Asılanlar – Rahmi Yıldırım

30 Ocak 2012 / Sol Defter

Teğmen Ömer Yazgan, Mehmet Kambur, Ramazan Yukarıgöz, Erdoğan Yazgan. Anadolu topraklarında başlayan ve 1970’lerin sonunda buluşan yaşam çizgileri, 28/29 Ocak 1983 gecesi İzmit Cezaevi’nin avlusunda kurulan darağacında düğümlenerek sonsuzluğa uzandı.

Can Dündar: Sizin yüzde 50’niz ne ki?

12 Ocak 2012 / Sol Defter

Unutmayalım ki Evren’in arkasında da ‘Yaşa paşam, ez hepsini’ diyen yalaka yazarlar, emirle harekete geçen savcılar, yargıçlar, baskı yasalarını tartışmasız onaylayan mebuslardan koca bir koro vardı. Bugün onlar da suç ortağı sayılıyor. Kıssadan hisse:
Halka ve verdiği oya şükredin, ama çok da güvenmeyin. Bugün oy verip sizi hararetle alkışlayanların yarın ne yapacağı belli olmaz.
En iyisi, egolar şiştikçe tarih okumak ve ‘Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var’ sözünü çerçeveletip başucuna asmaktır.”

12 Eylül Vesilesiyle: Askeri Darbeler Tarihe mi Karıştı?

13 Eylül 2011 /

Çoğunluğu siyasi iktidar yandaşı, birçok yazar, akademisyen ve düşünür, askeri darbelerin artık tarihe karıştığını iddia ediyor. Bu iddia bir yanıyla ve kısmen doğrudur. Üst düzey askeri bürokrasinin, siyasi ihtirası nedeniyle ya da siyasi tercihlerinden kalkarak, darbe planları yapması, darbe girişiminde bulunması artık çok zayıf bir ihtimaldir. Ancak bir başka çıkış yolu kalmadığında, yani siyaset sınıfı, geleneksel kurum ve araçlarla sistemin yaşamsal çıkarlarını savunamaz hale geldiğinde, askeri darbeler her zaman mümkündür. Bu noktada Genelkurmay Başkanının ve kuvvet komutanlarının kim olduğunun hiçbir önemi yoktur.

Sırrı Süreyya Önder: Darbeyle Hesaplaşmak İçin Kürtlerle Hareket Edin

12 Eylül 2011 / Sol Defter- Haber

12 Eylül ve vesayet sizin anladığınız şey değildir, bu vesayetin sadece aktörleri değişmiştir” sözleriyle cevap verdi. 12 Eylül darbesini, “darbecilerin en kuş beyinlisi, en ahmakı en cürufu”nun yaptığına dikkat çeken Önder, “Yaşadığım işkencelerden ve çektiğim acılardan daha fazla bu ağır gelir bana. Çünkü insan düşmanında bile bir kalibrasyon arıyor” dedi.

12 Eylül Darbecileri Yargılansın! Mitinge Çağrı…

2 Eylül 2011 / Sol Defter- Haber

Eli kanlı 12 Eylül darbesinin 31. yıl dönümünde, darbecilerin hayatın her alanındaki karşıtlarını, muhataplarını, mağdurlarını, on binleri, yüz binleri, 11 Eylül günü Kadıköy’e bir büyük buluşmaya; MİTİNGE ÇAĞIRIYORUZ!

Elçi Anlamıyor, Ben Anlıyorum

18 Şubat 2011 / Ömer Yıldız

AKP darbeler üzerinden kazandığı referanduma bir de seçim eklemek istiyor. Zamanla anlaşıldı ki Türkiye’de darbe öncesi durumun sebebi de darbeyi yapan da Amerika. İçeriden işbirliği yapanlar hep olmuştur. “Amerika’nın kucağında oturuyoruz ama o kucakta oturabilmek kolay değil” diyen de olmuştur. “Kullanın süpürmeyin” diyen de. En zekisi bunlar, kiminle arası iyiyse kavgalı görünüyor

Politeknik, 12 Eylül ve Demokrasi

21 Kasım 2010 /

Oysa kitleler demokrasi, yani kendi kaderlerini tayin etmek noktasında seferber olmayınca darbeyle, askeri rejimle hesaplaşma sözleri de kadük kalıyor. Unutmamakta fayda var: “Tarihle hesaplaşmak” ya da “geçmişle yüzleşmek”, geçmişte bir yerlerde durup bizi bekleyen bir hadisenin keşfedilmesi değil, onun bugünkü gerçeklik içerisinde yeniden tasarlanmasıdır.