tusiad-tayyip

Büyük sermaye – İktidar gerilimi üzerine birkaç hatırlatma – Ümit Akçay

17 Mayıs 2019 / Sol Defter- Haber

Otoriter yönetimlerin en önemli ekonomik sınırı, sermaye birikim sürecinin devamının sağlanması zorunluluğudur. Sermaye birikimi ya da ekonomik büyüme, büyük ölçüde özel sektör yatırımları aracılığıyla sağlanıyorsa, özel sektör de kar etmedikçe yatırım yapmıyorsa, otoriter yönetimler, özel sektörün karlılığını sağlayacak ekonomi politikalarını uygulamak zorundadır.

cengiz_limak_kolin_erdogan

Referanduma oluk oluk oligark parası

14 Nisan 2017 / Mustafa Sönmez

“Evet” için, AKP oligarkları kesenin ağzını Saray’ın talimatıyla alabildiğine açmış görünüyorlar. Milyonlarca lira, “Parti” üstünden kullanılıyor daha çok. “Parti devleti” için partiye “hibe” olarak aktarılan, kayıtlı-kayıt dışı kaynaklar, su gibi harcanıyor

Financial Times

Financial Times: Dış sermaye referandumun Türkiye’yi dindirmesini umuyor

14 Nisan 2017 / Sol Defter- Haber

İngiltere’de yayınlanan Financial Times gazetesi, Türkiye’deki başkanlığı öngören anayasa değişikliği referandumunun ekonomiye etkisini dünya haberleri sayfasının manşetinde ele aldı. Mehul Srivastava imzalı haber “İş dünyası referandumun Türkiye’deki çalkantıyı dindirmesini umuyor” başlığı ve “’Hayır’ oyu daha fazla ekonomik belirsizlik riski taşıyor” alt başlığıyla yayınlandı.

tusiad_2

Tek adam rejimi, sermaye sınıfı ve TÜSİAD

30 Ocak 2017 / Mustafa Sönmez

TÜSİAD, 1 Aralık 2016’da, yani henüz Anayasa değişikliği görüşmeleri Meclis’e gelmeden Ankara’da, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de özellikle AB ile ilgili kaygılarını dile getirdiği bir toplantıda, bir çıkış denemesi yaptı. Peki, çıkışın devamı geldi mi? Pek gelmedi. 12 Ocak 2017’de yapılan genel kurulunda, Anayasa değişiklik taslağına hiç değinmedi

kurtar gencer

Kurtar Tanyılmaz: İslamcı sermayenin yükselişi, muhafazakarlık ve otoriterlik – Gencer Çakır

20 Aralık 2014 / Sol Defter- Haber

17 Aralık 2013’teki yolsuzluk ve rüşvet operasyonu Cemaat’le AKP arasındaki ipleri koparma noktasına getirdi. Ancak aralarındaki bu gerilimin kökleri biraz daha eskilere uzanıyor. Hatırlayalım: Mavi Marmara operasyonunda İsrail’le yaşanan gerilimde Cemaat’in tepkisi, İsrail ve ABD karşısında daha ılımlı bir politika izlemek olmuştu. Bu, AKP ile Cemaat arasında Türkiye kapitalizminin yönelişinde taktik farklılıklar olduğu anlamına gelir. Ben asıl tayin edici ayrışmanın, sizin de bahsettiğiniz gibi, Gezi süreci diye adlandırılan halk isyanı sonrasında yaşandığı kanaatindeyim.

AKP’nin ve Türkiye Sermayesi’nin ‘Yeni Suret’i: Yurtta Gerilim, Ortadoğu’da Gerilim

4 Eylül 2011 / Sol Defter- Haber

AKP’nin yönetici/ideolog kadrosu, 12 Haziran seçimlerinde kazanılan yüzde 50′lik ezici üstünlüğü ve TSK’nın bir kurum olarak geriletilmesini, fakat bunun karşısında Kürt siyasal hareketinin ‘direngenliğini koruması’nı, tahminen ‘yeni dönem’i hayata geçirmek için uygun bir ‘düğmeye basma’ kavşağı olarak yorumladılar. Onun için de, seçimden kendince ‘iyi’ çıkan BDP’yi geriletip itibarsızlaştırmak için hiç vakit kaybetmediler. BDP’nin boykotu uzatma tavrı doğru muydu yanlış mıydı tartışmaları bir kenara (ki bence doğruydu), zaten BDP medyanın ve Türk kamuoyunun nezdinde ‘doğru’ adımlar atmayı tercih etseydi bile bu ‘sertlik’ politikasının özü değişmeyecekti.